Türkiye

'Türkiye'nin ŞİÖ'ye katılımını ortaklaşa ele almaya hazırız'

Çin'in Ankara Büyükelçisi Yu Hongyang, Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile ilişkileri konusunda, "Türkiye'nin ŞİÖ'ye üye olma niyetini takdirle karşılayan Çin, diğer üye ülkelerle danışma temelinde Türkiye'nin örgüte katılımını ortaklaşa olarak ele almaya hazırdır." dedi.

Büyükelçi Yu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin'e yapacağı ziyaret öncesinde AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in daveti üzerine Çin’e giderek Uluslararası İşbirliği İçin Kuşak ve Yol Forumu'na katılacağını belirten Yu, Erdoğan'ın ziyaret esnasında Cumhurbaşkanı Şi ile ikili görüşme yapacağını anlattı.

Bu görüşmenin iki lider arasında son 2 yıldaki 4. görüşme olacağını dile getiren Yu, iki liderin siyaset, ekonomi, enerji, ulaşım, kültür, eğitim, turizm ve güvenlik gibi alanlarda geniş kapsamlı fikir alışverişinde bulunacağını söyledi.

Liderlerin ikili ilişkilerin gelişme planı ile ağırlıklı alanları ortaklaşa saptayacaklarını ifade eden Yu, ayrıca iki taraf arasında iş birliği anlaşmaları imzalanmasına da tanıklık edeceklerini vurguladı.

Yu, "İki liderin görüşmesinden verimli sonuçlar elde edileceğine ve bunun ikili ilişkilerin gelişmesine yön vereceğine inanıyoruz. İki taraf, Kuşak ve Yol ortak inşasının getirdiği tarihi fırsatları var güçleriyle değerlendirerek ve iki lider arasında varılan ortak görüşleri yerine getirerek, Çin ile Türkiye arasındaki stratejik iş birliği ilişkilerinde yeni ilerlemeler kaydedilmesine hız kazandıracaklardır." diye konuştu.

Uzay alanındaki iş birliği

Çin'in Türkiye ile her alanda gerçekçi iş birliği yapmaya büyük önem verdiğine dikkati çeken Büyükelçi Yu, uzay alanının da iki ülke iş birliğinin önemli yönlerinden biri olduğunu kaydetti.

Yu, bu konuda daha önce Türkiye ile Çin arasında sağlam iş birliği temelleri oluşturulduğunu anımsatarak, Türkiye'nin GK-2 yer gözlem uydusunun (Türkiye'nin uzaydaki gözü ve yüksek çözünürlüklü ilk Milli Keşif-Gözetleme Uydusu Göktürk-2) Çin tarafından başarıyla fırlatıldığını söyledi.

Türkiye'nin aynı zamanda Asya-Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü’nün (APSCO) de üyesi olduğunu belirten Yu, Çin ve Türkiye'nin APSCO çerçevesinde yoğun temaslarda bulunduklarını, gelecekte de iki tarafın bu temelde iş birliğini derinleştirmeye devam edebileceğini dile getirdi.

Nükleer enerji iş birliği

Nükleer enerji alanındaki iş birliğine de değinen Yu, ülkesinin nükleer enerji teknolojisi konusundaki tecrübesinin olgunlaştığını anlattı.

Yu, Çin’de bugüne kadar birçok nükleer santral kurulduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çin, sivil amaçlı nükleer enerji alanında Türkiye ile iş birliğine büyük önem veriyor. Son bir yılda iki ülke arasındaki iş birliğinde önemli ilerlemeler kaydedildi. Geçen haziran sonunda Çin Ulusal Enerji İdaresi Direktörü Nur Bekri ve Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, iki ülke adına sivil amaçlı nükleer enerji iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı imzaladılar. Bundan sonra iki ülkenin enerji birimleri ile ilgili işletmeler arasında yoğun temaslar sürdürülerek belirli sonuçlara ulaşıldı ve fikir birliğine varıldı. Çinli işletmeler, Türkiye’nin ilgili nükleer santral programlarını yakından takip etmekte ve Türk tarafı ile bu konuda yoğun istişarelerde bulunmaktadırlar.

İki tarafın iş birliğinde somut sonuçların bir an önce elde edilmesi bekleniyor."

Türkiye'nin ŞİÖ ile ilişkisi

Yu, ŞİÖ'nün üye ülkeler arasındaki karşılıklı güven ve dostluğu artırma, üye ülkelerin siyaset, ekonomi, teknoloji ve kültür gibi alanlardaki etkili iş birliği düzenlemelerini teşvik etme, bölgesel barış, güven ve istikrarın korunarak güvence altına alınması ile demokratik, adil ve rasyonel uluslararası siyasi ve ekonomik yeni düzenin kurulmasına ortaklaşa çaba harcamayı amaçladığını vurguladı.

Büyükelçi Yu, Türkiye ile ŞİÖ arasındaki ilişkilere de değinerek, "Son yıllarda Türkiye, ŞİÖ'nün faaliyetlerine etkin bir şekilde katılarak örgütün diyalog ortağı ülkesi konumuna geldi. Türkiye’nin ŞİÖ’ye üye olma niyetini takdirle karşılayan Çin, diğer üye ülkelerle danışma temelinde Türkiye'nin örgüte katılımını ortaklaşa olarak ele almaya hazırdır." değerlendirmesinde bulundu.

Pentagon'dan Türkiye Açıklaması

Londra'da Birleşmiş Milletlerin ev sahipliğinde gerçekleşen Somali Konferansı'na katılan Başbakan Binali Yıldırım ile ABD Savunma Bakanı Jim Mattis yüzyüze bir görüşme gerçekleştirdi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nda basına kapalı olarak gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 30 dakika sürdü. Pentagon'dan görüşme ile ilgili ilk açıklama geldi. Pentagon sözcüsü Dana White, Mattis'in Başbakan Yıldırım görüşmesinde ABD'nin NATO müttefiki Türkiye'yi korumaktaki kararlılığını yinelediğini ve görüşmede her iki liderin de Irak ve Suriye'deki barış ve istikrara verdikleri desteği teyit ettiklerini ifade etti. Başbakan Yıldırım ve Savunma Bakanı Mattis'in yarım saat süren görüşmesi ABD'nin Rakka operasyonu için YPG'ye ağır silah gönderme kararı almasından sonra iki ülke arasındaki ilk üst düzey görüşme.

Almanya Başbakanı Merkel: Türkiye önemli konularda bir ortak ve müttefiktir

Almanya Başbakanı Angela Merkel, "Kölner Stadtanzeiger" gazetesine verdiği röportajda, Türkiye'nin 3 milyon Suriyeli sığınmacıyı kabul ettiğini söyleyerek "AB-Türkiye anlaşmasının öngördüğü gibi AB'nin bu konuda mali yardımda bulunması çok doğrudur. Anlaşmanın amacı, çok sayıda kişinin ölümüne sebep olan ve artık eskisi gibi rahat hareket edemeyen kaçakçılık çetelerine karşı mücadeledir. AB-Türkiye anlaşması sığınmacıların da çıkarınadır. Başka ülkelerle de bu tür çözümlere ihtiyacımız var." diye konuştu.

Türkiye'nin önemli konularda bir ortak ve müttefik olduğunu belirten Merkel, "Türkiye, teröre karşı mücadelede, Suriye ve Irak'taki sorunların çözümünde müttefiktir. Açıkça konuşmamız gereken olumsuz gelişmelere rağmen bir kenara itilmemeli. Ayrıca Almanya'da Türk kökenli milyonlarca kişi yaşıyor." dedi.

"Türkiye ile iyi ilişkiler bizim çıkarımıza"

Merkel, anayasa değişikliği referandumundan sonra Türkiye'nin AB'de bir geleceği olup olmadığı sorusu üzerine, "Biz Avrupa'da, Türkiye ile gelecekte nasıl bir ilişki istediğimiz konusunda görüşmeliyiz. Elbette, NATO üyesi ve çok sayıda konuda önemli bir ortak olan ve öyle de kalan Türkiye ile doğrudan görüşmeliyiz. Eleştirimizde açık olmalıyız, buna şüphe yok. Diğer yandan akılcı da davranmalıyız çünkü Türkiye ile iyi ilişkiler bizim çıkarımıza." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde kırmızı çizgisinin idam cezası olup olmayacağı sorusuna Merkel, "İdam cezasının yeniden yürürlüğe konulması, üyelik müzakerelerinin dayanağını ortadan kaldıracaktır. Bu, temel Avrupa değerlerine ayıkırı düşer." yanıtını verdi. 

"Türk seçmenlerin eğilimiyle ilgilenmiyorum"

Referandum süreciyle ilgili bir soru üzerine Merkel, AGİT ve Avrupa Konseyinin eleştirileri olduğunu, bunlardan şüphe duymak için bir neden görmediğini söyledi

Almanya'da yaşayan Türklerin çoğunun referandumda "evet" oyu kullanması konusunda ne düşündüğünün sorulması üzerine Merkel, ne Alman ne de Türk seçmenlerin eğilimiyle ilgilendiğini ifade ederek "Almanya'da seçme hakkı olan Türk asıllıların yarısından azı sandık başına gitti ve üçte ikisi 'evet' oyu kullandı. En azından bu, Almanya'da yaşayan Türk asıllıların çoğunluğu değil." dedi.

"Belirli bir dini topluluk için yasa çıkartılmasına sıcak bakmıyorum"

Merkel, referandumda alınan sonuçtan sonra çifte vatandaşlık konusundaki görüşlerinin değişip değişmediği sorusuna, "Bu konuda referandum sonucuyla doğrudan bir bağlantı göremiyorum. Benim için önemli olan Almanya'da iyi uyum sağlanması." cevabını verdi. 

Vatandaşların kendilerinden, iltica talebi reddedilen, özellikle de Almanya'da suç işleyen yabancıların kararlı bir şekilde sınır dışı edilmelerini de beklediğini kaydeden Merkel, "Bir İslam Yasası uyuma katkı sağlar mı?" şeklindeki soru üzerine de "Belirli bir dini topluluk için yasa çıkartılmasına sıcak bakmıyorum." diye konuştu.

Türkiye ve Azerbaycan ortak askeri tatbikata başladı

Türk ve Azerbaycan Silahlı KuvvetleriAzerbaycan'da ortak askeri tatbikata başladı.

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki askeri iş birliği çerçevesinde yapılan tatbikatla tecrübe paylaşımı yapılarak iki ülke silahlı kuvvetleri arasındaki koordinasyonun geliştirilmesinin amaçlandığı belirtildi.

Askeri birliklerin yanı sıra zırhlı araçlar, topçu bataryaları, havan topları, uçak ve helikopterler ile hava savunma sistemlerinin yer aldığı ortak tatbikatta atışlar gerçekleştirilecek.

Tatbikat, 5 Mayıs'a kadar devam edecek.

NATO'dan Türkiye açıklaması

Kuzey Atlantik Anlaşması İttifakı (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Malta'nın başkenti Valletta'da yapılan AB Savunma Bakanları toplantısında, Türkiye'ye ilişkin açıklamada bulundu. 

Türkiye'de, dün emniyet teşkilatından Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle 9 bini aşkın polisin açığa alınmasıyla ilgili soru üzerine Stoltenberg, "Başarısız darbe girişimine maruz kalan Türkiye'nin kendini savunma ve bunun arkasındaki kişileri bulma hakkı var ama bu hukukun üstünlüğüne saygı içinde olmalı." ifadesini kullandı.

İttifak içinde Türkiye'nin askeri güç bakımından ABD'nin hemen ardından ikinci sırada geldiğine dikkati çeken Stoltenberg, "Türkiye kilit ortağımız. Bu pek çok nedenden ötürü böyle, gerek jeostratejik gerek her türlü şiddeti gözlemlediğimiz Irak ve Suriye ile sınırı olması gerekse Karadeniz'de Rusya'ya yakınlığıyla. Türkiye pek çok terör saldırısına maruz kaldı. Başka bir müttefik bu kadarına maruz kalmadı." diye konuştu.

AKPM'den Türkiye kararı

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Türkiye'nin denetim sürecine alınmasını kabul etti.

AKPM'nin Strazburg'da yapılan 2017 Bahar Dönemi Genel Kurulu'nda "Türkiye’de Demokratik Kurumların İşleyişi" konulu rapor görüşülerek, raporun ekindeki karar tasarısı için oylama yapıldı. 

Türkiye'nin denetim sürecine alınması 45 aleyhte 113 lehte, 12 çekimser oyla kabul edildi.

AKPM Türkiye raportörleri Estonyalı Marianne Mikko ve Norveçli Ingebjorg Godskesen tarafından hazırlanan raporda Türkiye'de özellikle terör örgütü FETÖ'nün darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hal uygulaması çerçevesinde alınan karar ve uygulamalar eleştiriliyor ve demokratik kurumların işleyişinin bozulduğu iddia ediliyor. 

Rapora dair AKPM Türk Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Talip Küçükcan'ın kaleme aldığı itiraz bildirisinde ise raporun ve karar tasarısının hatalarla dolu olduğu, Türkiye'ye karşı ayrımcı bir yaklaşımın sergilendiği ve tasarının kabulü halinde AKPM'nin Türk kamuoyu nazarında değerini kaybedeceği vurgulandı.

AKPM'nin Türkiye'nin teröre karşı mücadelesinde yanında olması gerektiğini kaydeden Küçükcan, ülke olarak FETÖ, PKK ve DEAŞ başta olmak üzere sayısız terör örgütüyle mücadele edildiğini ve getirilen uygulamaların bu tehditlere karşı olduğunu belirtti. 

Karar tasarısına yapılan en son eklerde ise, Türkiye'nin idam cezasının yeniden kabul edilmesinin Türkiye'nin Avrupa Konseyi üyeliği ile bağdaşmadığı bildirilerek, Yüksek Seçim Kurulu'nun cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi halkoylaması ile ilgili bütün itirazları tam anlamıyla incemesi talep edildi.

Diğer taraftan kararda Türk delegasyonu ve bazı diğer yabancı milletvekilleri tarafından desteklenen, Türkiye'de yapılacak olası düzenlemeler göz önünde bulundurularak, denetim sürecinin başlatılması konusundaki değerlendirmenin AKPM'nin 2018 Bahar Dönemi'ne bırakılması talebi reddedildi. 

Raporun görüşülmesinden sonra oylanarak kabul edilen karar tasarısında, Türkiye'ye çeşitli tavsiyelerde bulunuldu ve AKPM ile Türkiye arasındaki iş birliğinin devam etmesi için bu tavsiyelerin yerine getirilmesi gerektiği ifade edildi.

Kararda, olağanüstü halin mümkün olan en kısa zamanda kaldırılması istendi.

"Türkiye, Avrupa'nın bir parçası olmaya devam edecektir"

AKPM Türk Heyeti Başkanı ve Adana Milletvekili Talip Küçükcan oturumda yaptığı konuşmada, "Türkiye Avrupa'nın bir parçası ve bir parçası olmaya devam edecektir." dedi.

Türkiye'de 7 Haziran seçimlerinden bu yana 750 vatandaşın demokrasiyi savunurken öldürüldüğünü, 900'den fazla güvenlik gücünün yine Türkiye'nin ve Avrupa'nın güvenliğini sağlamaya çalışırken öldüğünü belirten Küçükcan, şöyle devam etti:

"Eğer DEAŞ veya bir başka terör örgütü sizin şehirlerinize saldırsa, sizin kasabalarınıza saldırsa, çocuklarınızı, eşlerinizi öldürse, siz de çeşitli önlemler alırdınız. Eğer onlar sizin parlamentonuza Türkiye'de olduğu gibi saldırsa siz de çok güçlü önlemler alarak güvenliği sağlamaya çalışırdınız. Bizim Türkiye'de yaptığımız ve yapmaya devam edeceğimiz şey de bu."

Bunları yaparken hukukun çerçevesinde hareket edeceklerini vurgulayan Küçükcan, "Türkiye Avrupa Konseyi ile bir arada çalışmaktadır ve yapıcı bir diyalog ortamı oluşturabilirsek başarılı olabiliriz." dedi.

AKPM ve Avrupa Konseyi'nin Türkiye üzerindeki etkisi görünmek isteniyorsa yapıcı adımlar atılması gerektiğine işaret eden Küçükcan, "Türkiye için denetim sürecinin tekrar açılması bu yönde bir adım olmayacaktır. Bu ilişkilere zarar verecek bir adım olacaktır." diye konuştu.

Küçükcan, denetim sürecinin tekrar başlatılmasının Avrupa Konseyi için olgunlaşmamış ve zamanından önce atılmış bir adım olacağını kaydetti.

"İnsan hakları ihlalleri mesnetsiz"

AK Parti Sakarya Milletvekili Şaban Dişli, raporun birçok yanlı fikri bir araya getirdiğini belirterek, raporda gerçek tespit ve değerlendirmeye lüzum görülmediğini kaydetti.

Milletvekillerinin salıverilmesinin talep edilmesinin AİHM kararlarıyla uyuşmadığına dikkati çeken Dişli, kamu ve yargıda işten çıkarmaların geçmişe yönelik cezalandırma olduğu anlayışının yanlış olduğunu, AİHM kararlarında ve Venedik Komisyonu kararlarında kamu otoritesinin arındırma hakkı olduğunun belirtildiğini vurguladı.

Güneydoğudaki terör eylemleri sırasındaki, "insan hakları ihlalleri iddialarının mesnetsiz" olduğunu da belirten Dişli, alınan tüm önlemlerin hukuk devleti ilkeleri ve uluslararası yükümlülüklerle uyumlu olduğunu söyledi.

Türkiye'nin AKPM geçmişi

Türkiye'nin 1949 yılında kurucu üye olarak dahil olduğu AKPM'de 1990'lı yıllarda oluşturulan "denetim süreci" üye ülkelerde demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) temel değerlerini tesis etmeyi amaçlıyor ve uygulanmasını denetliyor. 1996'da bu sürece dahil edilen Türkiye, yapılan yapısal değişiklikler ve düzenlemeler sonrası 2004'te süreçten çıkarılarak "denetim sonrası izleme sürecine" dahil edilmişti.

 

 

AKPM'de Türkiye oturumu

Strazburg'da başlayan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) 2017 Bahar Dönemi Genel Kurulunda bugün, Türkiye'de demokratik kurumların işleyişiyle ilgili hazırlanan rapor üyeler tarafından değerlendirilecek.

AKPM Türkiye raportörleri Estonyalı Marianne Mikko ve Norveçli Ingebjorg Godskesen tarafından hazırlanan belge ve oturum sonunda oylanacak karar tasarısı dün toplanan denetim komitesinde ele alındı. Türkiye'de özellikle FETÖ'nün darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL uygulaması bünyesinde alınan karar ve uygulamaların eleştirildiği raporda, demokratik kurumların işleyişinin bozulduğu iddia ediliyor.

Raporun görüşülmesinden sonra oylanacak karar tasarısında ise Türkiye'ye 35 maddeden oluşan tavsiyelerde bulunuluyor ve AKPM ile Türkiye arasındaki iş birliğinin devam etmesi için bu tavsiyelerin yerine getirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Küçükcan: AKPM Türk kamuoyunda değerini kaybedecek

Rapora dair AKPM Türk Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Talip Küçükcan'ın kaleme aldığı itiraz bildirisinde ise raporun ve karar tasarısının hatalarla dolu olduğu, Türkiye'ye karşı ayrımcı bir yaklaşımın sergilendiği ve tasarının kabulü halinde AKPM'nin Türk kamuoyu nazarında değerini kaybedeceği vurgulandı.

AKPM'nin Türkiye'nin teröre karşı mücadelesinde yanında olması gerektiğini kaydeden Küçükcan, ülke olarak FETÖ, PKK ve DEAŞ başta olmak üzere sayısız terör örgütüyle mücadele edildiğini ve getirilen uygulamaların bu tehditlere karşı olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: Bu açıkça bir siyasi operasyondur

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, oylama ile ilgili dün yaptığı açıklamada, "Bütün bizim bu iş birliği çabalarımıza rağmen bazı maksatlı çevrelerce ülkemize karşı birtakım siyasi girişimlerin yapıldığını da görüyoruz. Bugün ve yarın devam eden müzakerelerde AKPM Genel Kurulunda 'yeniden denetime alınma' konusunun belli çevreler tarafından gündeme getirildiğini görüyoruz. Bu açıkça bir siyasi operasyondur. Ne Türkiye'deki objektif gerçeklerle ne Türkiye'nin Avrupa Konseyi ile ilişkisinin geçmişine baktığınızda, bunun izah edilebilir, meşrulaştırılabilir, gerekçelendirilebilir hiçbir temeli söz konusu değildir." demişti. 

ABD Başkanı Trump'tan Türkiye'ye 'Suriye' teşekkürü

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump, dün akşam bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Erdoğan'ı 16 Nisan referandumuyla ilgili tebrik etmek için aradığını ifade eden Trump, Erdoğan'ın iyi bir kampanya yürüttüğünü, birçok ile gittiğini hatırlattı ve kampanya sürecini bizzat yakinen takip ettiğini belirtti.

"Rejimin saldırılarına daha fazla sessiz kalamayız" 

Trump, görüşmede, "Dostluğumuzu önemsiyorum, beraber yapacağımız birçok önemli iş var." diye konuştu.

ABD'nin Suriye'de gerçekleştirdiği hava saldırılarına Türkiye'nin desteği için teşekkür eden Trump, "Rejimin saldırılarına daha fazla sessiz kalamayız." ifadesini kullandı.

'Referandum sonucunu dikkate alıyoruz'

İtalya Dışişleri Bakanı Angelino AlfanoTürkiye'deki anayasa değişikliğine ilişkin halk oylamasının sonucunu dikkate aldıklarını söyledi.

Alfano, yaptığı kısa açıklamada, "Referandum sonucunu dikkate alıyoruz. Bunun yanı sıra Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) referanduma ilişkin son değerlendirmelerini bekliyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nin tutarlı bir üyesi olduğunu belirten Alfano, Türkiye'de reformların uygulamaya konması sürecine muhalefetin de dahil edilmesini ümit ettiklerini dile getirdi.

Bakan Çavuşoğlu: Vize serbestisinin en kısa zamanda verilmesini bekliyoruz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki vize serbestisi sürecine ilişkin, "Vize serbestisinin en kısa zamanda verilmesini bekliyoruz. Eğer AB bu konuda yeşil ışık yakmazsa Ege Denizi'nde üstlendiğimiz ağır yükü gözden geçirmek zorunda kalacağız." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Suudi Arabistan'ın El-Şark el-Avsat gazetesine mülakat verdi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin tarihi bir devlet ve demokrasi geleneği olduğuna dikkati çekti. Türk halkının her zaman demokratik haklarını savunduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bunun 15 Temmuz’da darbecilere karşı koyduklarında da açık bir şekilde görüldüğünü kaydetti.

Türk halkının her zaman vatanı, demokrasiyi ve cumhuriyeti müdafaa konusunda direnç ve özveri gösterdiğini ifade eden Çavuşoğlu, halk oylamasının da yeni yönetim sistemi konusundaki anayasal değişiklik için yapıldığının altını çizdi.

Halk oylamasının Türkiye’nin dış politikasını nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Çavuşoğlu, bu oylamanın Türk dış politikasıyla ilgili olmadığını vurguladı. Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye, NATO, G-20, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve hemen hemen tüm Avrupa kurumlarının aktif bir üyesi, aynı zamanda da çok yönlü bir dış politika izliyor. Türkiye’nin müteşebbis ve insani dış politikası, küresel ve bölgesel meseleleri faal ve ilkeli bir biçimde ele alıyor. Komşu ülkelerdeki mevcut durumdan kaynaklanan birçok zorluğun arasında Türkiye pozitif bir rol üstlenmeyi sürdürüyor. Uluslararası yükümlülüklerimizi ve hukukun üstünlüğünü muhafaza ediyoruz. Ortaklarımızdan da aynısını yapmalarını bekliyoruz.”

Çavuşoğlu, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında AB ülkelerinin verdiği tepkilerin Türkiye'yi "hayal kırıklığına" uğrattığını belirtti. Bakan Çavuşoğlu, AB'nin dayanışma ve destek gösterisinde bulunmak yerine, haksızca Türkiye'yi darbe girişimi sonrasında attığı adımlar nedeniyle eleştirmeye odaklanmasından dolayı ikili ilişkilerin zorlu bir dönemden geçtiğini kaydetti.

Bazı AB ülkelerinin çifte standartlı davrandığını ifade eden Çavuşoğlu, "Türk bakanların kendi vatandaşlarıyla buluşmalarını engellemek için yoğun çaba sarf eden bazı Avrupa ülkeleri, PKK ve iltisaklı grupların özgürce gösterilerini yapmalarına ve sembollerini sergilemelerine izin verdi." şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, özellikle seçim dönemlerinde Türkiye'nin bazı Avrupa ülkelerinde "iç siyaset" konusu yapılmasının üzücü olduğunu belirterek Türkiye'ye ilişkin konuların AB basınında çoğunluklu olarak olumsuz bir bakış açısıyla günlük olarak yer aldığına dikkati çekti.

- "AB üyeliği bizim için öncelik olmaya devam ediyor"

"AB üyeliği bizim için öncelik olmaya devam ediyor." diyen Çavuşoğlu, AB'ye katılım sürecinde karşılaşılan siyasi engellerin de Türkiye-AB ilişkilerini zora sokan etkenler arasında olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, Türkiye-AB ilişkilerinin 1960'lara kadar gittiğini, ilişkilerin gümrük birliği, katılım müzakereleri gibi birçok eksen üzerine kurulduğunu hatırlatarak Türkiye ve AB'nin mülteci krizi ve terör tehdidi gibi ortak sınamalara karşı iş birliği yapması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'de AB'nin son dönemdeki tavrından kaynaklanan bir güven kaybı olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "Güven bunalımın üstesinden gelmek için hala olumlu adımların atılmasını bekliyoruz." açıklamasında bulundu.

Çavuşoğlu, tüm zorluklara rağmen Türkiye-AB ilişkilerinin tekrar olumlu bir raya oturtulmasının mümkün olduğunu belirterek "Türkiye, Avrupalı ortakları ve AB'den olumlu, iyi niyetli ve yapıcı bir tutumla karşılaşırsa kesinlikle karşılık verecektir." dedi.

Bu çerçevede atılması gereken adımları, müzakerelerde tıkanıklık yaratan hususların kaldırılması, vize serbestisinin onaylanması ve AB'nin verdiği diğer sözleri yerine getirmesi olarak özetleyen Çavuşoğlu, gümrük birliğinin geliştirilmesinin Türkiye-AB ilişkilerine önemli katkıda bulunacağına vurgu yaptı. Bu sürecin iki tarafın da çıkarına olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, "sürecin siyasi engeller ve kısa vadeli basiretsiz iç politika amaçlarıyla engellenmemesi" gerektiğine dikkati çekti.

AB'nin "kendini gözden geçirme" sürecinden geçtiğini belirten Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, AB'nin bu süreçte dünya siyasetinde daha güçlü bir aktör olmak için kendine de eleştiri yöneltmesi gerektiğinin ve Türkiye'nin güvenilir bir ortak olarak bu sürece katkıda bulunmaya hazır olduğunun altını çizdi.

- "En kısa zamanda vize serbestisinin verilmesini bekliyoruz"

Bakan Çavuşoğlu, "Türkiye ile AB arasında 18 Mart'ta varılan mutabakat Türkiye'nin olağanüstü çabaları sonucu işlevseldir ve yasa dışı göçle mücadele bağlamında bir başarı hikayesidir." dedi.

Türkiye'nin 2013 yılından beri vize serbestisi sürecini yürüttüğünü ve hemen hemen belirtilen tüm kriterleri karşıladığını kaydeden Çavuşoğlu, Avrupa Komisyonunun da bunu Mayıs 2016 raporunda kabul ettiğini hatırlattı. Çavuşoğlu, AB'nin diğer yükümlülüklerini yerine getirme konusunda olduğu gibi, bu konuda da istekli davranmadığını söyledi.

Çavuşoğlu, "Kalan kriterlere ilişkin yapılan hazırlıklarla ilgili bir çalışma planı düzenledik. Türkiye'nin son teklifi olacak bu planı vize serbestisi sürecini tamamlamak için AB'ye sunacağız. Vize serbestisinin en kısa zamanda verilmesini bekliyoruz. Eğer AB bu konuda yeşil ışık yakmazsa Ege Denizi'nde üstlendiğimiz ağır yükü gözden geçirmek zorunda kalacağız." ifadelerini kullandı.

Pages

Subscribe to RSS - Türkiye