eski

Eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan Öldü

Eski Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan yaşamını yitirdi.

Kofi Annan Vakfından yapılan açıklamada, eski BM Genel Sekreteri Annan'ın henüz teşhis konulamayan bir hastalık nedeniyle İsviçre'nin başkenti Bern'de tedavi gördüğü hastanede öldüğü bildirildi. Vakıf, Annan'ın ölümünden dolayı taziye mesajı yayımladı.

80 yaşındaki Annan'ın ölümüne ilişkin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de yaptığı açıklamada, "Annan'ın ölümünden derin üzüntü duyuyoruz. Annan sorunlara diyalogla yaklaştı, barış için hiç durmadan çalıştı ve hayatını buna adadı." ifadelerini kullandı.

 

Eski Hırvat Başbakan'a hapis cezası

Yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarından yargılanan eski Hırvatistan Başbakanı İvo Sanader'e 4,5 yıl hapis cezası verildi.

Zagreb Kanton Mahkemesinde dört yıldır devam eden "Planinska meselesi" davasında, Sanader'in yanı sıra aynı davanın sanıklarından Stjepan Fiolic ve Mladen Minarevic hakkında da karar açıklandı.

Mahkeme, Sanader'i 4,5 yıl hapse mahkum ederken, davada yargılanan Fiolic ile Minarevic'e kamu hizmetine çevrilmek üzere birer yıl hapis cezası verdi.

Dava hakimi Jasna Smiljanic, eski başbakanlardan Sanader'in 2,3 milyon avro haksız kazanç elde ettiğini ve devletin de 2 milyon avro zarara uğratıldığını söyledi.

Kararda, Sanader'in başbakanlığı döneminde Hırvat Demokratik Birliği (HDZ) milletvekillerinden Fiolic ile birlikte, Bölgesel Kalkınma Bakanlığının ihtiyaçları için satın alınacak gayrimenkule piyasa değerinden fazla para ödenmesi konusunda anlaştıkları kaydedildi.

Sanader'in bu olayla ilgili bir milyon avro komisyon talep ettiği ve bunun Fiolic'in tarafından da doğrulandığı belirtilen kararda, Sanader'in 2,3 milyon avrosuna el konulmasına ve söz konusu üç kişinin devlete 2 milyon avro ödemesine hükmedildi.

Hırvatistan kanunlarına göre, 5 yıldan az ceza aldığı için Sanader, cezası üst mahkeme tarafından da onaylandıktan sonra cezaevine gidecek.

Meksikalı eski uyuşturucu baronuna ömür boyu hapis

Meksikalı eski uyuşturucu baronlarından "Mochomo" lakaplı Alfredo Beltran Leyva, ABD'de ömür boyu hapis cezası aldı.

Başkent Washington'daki federal mahkeme "El Chapo" (cüce) lakaplı Meksikalı uyuşturucu baronu Joaquin Guzman'ın eski ortağı 46 yaşındaki Leyva'ya uyuşturucu kaçakçılığı suçundan ömür boyu hapis cezası verilmesine hükmetti. Leyva aynı zamanda büyük miktarda uyuşturucunun ABD'ye sokulmasıyla ilgili 529 milyon dolar para cezasına çarptırıldı.

Leyva, duruşmada "Beni buraya getiren davranışlarımdan dolayı özür diliyorum." ifadesini kullandı.

Savcılık, Leyva'nın Kuzey Amerika'da şiddet ve korku kampanyasına öncülük ettiğini belirtti.

Öte yandan Leyva'nın eski ortağı Guzman'ın, ABD'de cinayet, kaçakçılık, kara para aklama ve komplo kurma suçlarından yargılanması bekleniyor.

Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Straw: FETÖ'nün darbe girişimine dahli gün gibi ortada

Antalya'da bu yıl altıncısı düzenlenen Türk-İngiliz Tatlıdil Forumu'nun eş başkanlığını yürüten Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Straw, Tatlıdil Forumu'nun 6 yıl önce, Türkiye ve İngiltere hükümetleri ile politikacılar, iş adamları, akademisyenler ve medya temsilcilerini bir araya getirerek, fikir alışverişinde bulunulması ve geleceğe birlikte bakılması için kurulduğunu hatırlattı.

Yıllar içinde Forum'un çok güzel gelişme gösterdiğini kaydeden Straw, İngiltere'nin Brexit kararına ilişkin ise, "Avrupa Birliği'nden ayrılıyor olmamız, ikili ilişkilerimizi çok daha önemli bir hale getirdi. Türkiye de çok büyük ve önemli bir ülke olarak bunlardan bir tanesi. İkili diplomasi, artık daha önce olduğundan daha çok önem arz ediyor." diye konuştu.

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılıyor olsa da Avrupa'dan ayrılmadığına işaret eden Straw, "Biz tıpkı Türkiye gibi Avrupa'nın bir parçasıyız. Tarihlerimiz bütün olarak ve daimi bir şekilde Avrupa ile bağlı. Ancak artık Avrupa ile yeni bir ilişki kurmaya çalışıyoruz." dedi.

"FETÖ'nün darbe girişimine dahli gün gibi ortada"

Tatlıdil Forumu'nun iki ülkenin birbirini anlaması ve dostluğunu geliştirmesi için bir platform olduğunu belirten Straw, şunları kaydetti:

"Bir konu benim için büyük bir endişe kaynağı. Birleşik Krallık'ta bile Türkiye'de geçen Temmuz ayında gerçekleşen darbe girişimi gerçek manada çok az anlaşılıyor. Aktarıldığı şekle bakılırsa, bu birkaç askerin baş kaldırması sonucunda birkaç kişinin öldürüldüğü. Ama bu kesinlikle doğru değil. Neredeyse, bir Avrupa ülkesinde (Türkiye) demokratik olarak seçilmiş hükümetin devrilmesine sebep oluyordu. Korkunç."

Straw, Tatlıdil Forumu'nun İngiltere'de de Türkiye'nin atlattığı badirenin anlaşılmasına yardımcı olması temennisinde bulundu.

Jack Straw, "Avam Kamarasının Dış İlişkiler Komisyonu Fetullah Gülen Organizasyonunun darbe girişimine dahil olduğu sonucuna vardığı için çok memnunum. Çünkü benim de sahip olduğum bütün bilgi bu yönde. Hiç şüphesiz, gün gibi ortada ki onların dahli var." ifadelerini kullandı.

FETÖ'nün dışarıya gösterdiği "iyi yüzünün" yanında, bir de çok kötü bir yüzü olduğunu kaydeden Straw, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yıllar boyunca, özellikle darbe girişiminden beri, bu örgütün nasıl iki ayrı yüzü olduğuna dair bir sürü kişiyle konuştum. İyi yüzü, bir de çok kötü yüzü. Birçok kişi iyi yüzlerini gördü; yani açtıkları okullar ve eğitim alanındaki faaliyetlerle. Bu da örgüte katılmak için insanlara çekici gelen kısmıydı. Ama görünen yüzün altında, bu örgütün demokrasiyi yıkmak için demokrasinin temellerini baltalamaya çalışan çok karanlık bir yüzü var. Örgüt, Fetullah Gülen'in liderliğinde bir Türk tarafından yönetildiği için, örgüt asıl tehditi Türkiye için ve Türkçe konuşulan bölgeler için oluşturuyor. Mesela İngiltere için direk bir tehlike arz etmiyor. Esas tehlike Türkiye'de."

Straw, darbe girişiminin ciddiyeti ile örgütün Türk devletine ne derece sızdığını anlama konusunun neredeyse tamamen reddedildiğini belirtti.

İngiliz Parlamentosunun alt kanadı Avam Kamarasının Dış İlişkiler Komisyonunun bugün yayımladığı raporda, 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin, bu olayın ülkenin demokrasisini hedef aldığı ve İngiltere'nin bu konuda Türkiye'ye verdiği desteğin yerinde olduğu ifade edilmişti.

Raporda, İngiltere Dışişleri Bakanlığının 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'ye verdiği hızlı desteğin, Türkiye'de İngiltere'nin yakın bir müttefik ve dost olarak algılanmasını sağladığı kaydedilmişti.

Komisyonun raporu, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) konusunda ise temkinli ifadeler içeriyor. Raporda, Türkiye'nin FETÖ ile darbe girişimi arasındaki ilişki konusunda bildirdiklerine İngiltere'nin inandığı ancak FETÖ konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı iddia edildi.

 

İngiltere eski başbakanı Cameron'dan gazete patronuna baskı iddiası

İngiltere’nin eski başbakanı David Cameron’ın İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasının (Brexit) oylandığı referandumunda aldığı tutum nedeniyle Daily Mail gazetesinin editörünün görevden alınması için girişimde bulunduğu ileri sürüldü.

Brexit referandumunda ülkenin AB’de kalmasından yana kampanya yürüten Cameron’ın AB’den ayrılınmasından yana bir yayın politikası benimseyen Daily Mail editörü Paul Dacre’nin görevden alınması için çalıştığı iddia edildi.

İngiliz devlet televizyonu BBC’nin haberine göre Cameron, referandum sürecinde Brexit yanlısı haber ve yorumlara ağırlık veren gazetenin patronu Jonathan Rothermere’den editör Dacre’ye önce “hakim olmasını” istedi, daha sonra da görevden alınması için baskı yaptı.

Haberde Cameron’ın gazetenin patronuna başvurmadan önce de Downing Street’teki başbakanlık ofisinde konuyu bizzat Dacre’ye açtığı ve editörü kendisine "biraz daha az sert yaklaşması" için ikna etmeye çalıştığı aktarıldı.

Daily Mail’in sahibi Rothermere’in sözcüsü Cameron’la ilgili iddiaları ne yalanlar, ne de doğrularken, "Yıllar içinde Rothermere’e pek çok başbakan editörlerin görevden alınması için kendisini zorlamıştır. Ancak kendisi daha önce mahkemede yemin altında da söylediği gibi gazetelerinin yayın politikalarına karışmamaktadır." ifadelerini kullandı.

Cameron'dan açıklama

Cameron’ın ofisinden yapılan açıklamada ise kendisinin Daily Mail’in editörünü belirleyebileceğini inandığını düşünmenin yanlış olacağı savunularak, "Cameron’ın gazetelerin AB üyeliğinin bırakılması için kampanya yapmasının yanlış olduğunu düşündüğü kamuya mal olmuş bir bilgidir. Kendisi bu konudaki görüşlerini Daily Mail’in editörü Paul Dacre’ye ve sahibi Jonathan Rothermere’le de özel görüşmelerde paylaşmıştır." denildi.

Eski Yarışmacısından Trump'a Hakaret Davası

ABD Başkanı seçilen Donald Trump'a seçim kampanyası döneminde suçlamalarda bulunan kadınlardan biri tarafından hakaret davası açıldı.

Trump'ın daha önce sunduğu "Apprentice" (Çırak) adlı televizyon şovunun eski yarışmacılarından Summer Zervos, hakarete uğradığı iddiasıyla yargıya başvurdu.

"Trump özür dilerse davadan vazgeçebilirim"

Zervos, "yalancı ve kadın düşmanı" olarak nitelendirdiği Trump'ın kendisinin "itibarını lekelediği ve iftira attığını" öne sürdü. Summer Zervos, Trump'ın kendisi hakkındaki "yanlış ve iftira" niteliğindeki ifadelerini geri çekmesi ve özür dilemesi durumunda davasından vazgeçeceğini bildirdi.

Avukatı Gloria Allred ise Zervos'un yalan testinden geçtikten sonra dava açma kararı aldığını ifade etti.

Summer Zervos, Donald Trump'ın kendisini iş olanaklarını görüşmek üzere çağırdığında taciz ettiğini iddia etmişti. İddiaları reddeden Trump ise kendisini suçlayan kadınları "korkunç yalancılar" olarak nitelendirmişti.

Almanya'nın Eski Cumhurbaşkanı Herzog Hayatını Kaybetti

Almanya'da 1994-1999 yıllarında cumhurbaşkanlığı yapan Roman Herzog 82 yaşında hayatını kaybetti.

Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Roman Herzog'un öldüğü belirtildi.

Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı sonrası 7. Cumhurbaşkanı olan Herzog 1987-1994 yıllarında Anayasa Mahkemesi başkanlığı da yapmıştı.

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili olan Roman Herzog evli ve iki çocuk babasıydı.

Eski CIA Direktörü Petraeus, Trump ile Çalışmaya Sıcak Bakıyor

Eski CIA Direktörü General David Petraeus yeni başkan Donald Trump'ın kendisine kabinede görev vermesi halinde kabul edeceğini söyledi.
 

BBC 4 Radyosu'nun 'Today' programı için röportaj veren Pertaeus, "Trump yönetiminde çalışmayı kabul eder misiniz?" sorusuna "Eğer sizden istenirse, hizmet etmek zorundasınız. Kampanyadaki söylemi nedeniyle konulan çekinceleri bırakıp ülke için neyin iyi olduğunu düşünmelisiniz. Daha önce zor bir dönemde, Oval Ofis'te başkanın bana dönüp 'Senden başkanın ve başkomutanın olarak Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü'nün başına geçmeni istiyorum' dediği bir pozisyondaydım. 'Evet, Sayın Başkan' verilebilecek tek yanıttı" cevabını verdi. 


​'TRUMP YAŞAMINDA BAŞARILI OLMUŞ BİRİSİ'

Petraeus 'Trump başkanlık için gereken mizaca sahip mi?' sorusuna da "Evet öyle düşünüyorum. Bu durumda Amerikalılar sadece bunun öyle olduğunu ummamalı, yapabilirlerse ona yardım etmek için çabalamalılar" yanıtını verdi.

Emekli general, Trump için ayrıca "Onunla geçmişte iletişim kurmuş biri değilim. Nasıl çalıştığını bilmiyorum. Onunla konuşanların çok misafirperver, çok kibar, çok cana yakın, soru ve diyalogla dolu birisi olduğunu söylemeleri ilginç. O (Trump) yaşamında başarılı olmuş birisi" ifadelerini kullandı.

PETRAEUS'UN ADI BİRKAÇ POZİSYONLA BİRLİKTE ANILIYOR

Wall Street Journal gazetesi Petraeus'un Savunma Bakanı olarak düşünüldüğünü yazarken, Guardian gazetesi geçen hafta diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde Petraeus'un adını Dışişleri Bakanı görevine talip olanlar arasında saymıştı. ABD askerlerini Irak ve Afganistan'da yöneten Petraeus, Başkan Barack Obama tarafından CIA'in başına getirilmişti. 2012'de biyografisini yazan kadınla yaşadığı evlilik dışı ilişkisi ve gizli bilgileri onunla paylaştığının ifşa olmasından sonra Petraeus, CIA direktörlüğü görevinden istifa etmişti.

PETRAEUS 'ÇUVALCI BEN DEĞİLİM, ODIERNO' DEMİŞTİ

Türk basını 2003'te Kuzey Irak'ta Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayının faturasını Petraeus'a kestiği içim generalin adı uzun süre 'çuvalcı' olarak kaldı. Petraus, CIA direktörü olduğunda Türkiye'yi ziyaret etmiş ve bu ziyaret sırasında da Türk yetkililere, "Türkiye'de benim adım çuvalcı general diye çıktı. Oysa çuval emrini ben değil, General Odierno vermişti" demişti. Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesinden sonradan generalliğe terfi eden dönemin Albayı William Mayville ile o dönem bağlı bulunduğu komutan General Raymond Odierno sorumlu tutuluyor.

 

 

Başbuğ Washington'da

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, "15 Temmuz, Fetullah Gülen'in bir silahlı darbe teşebbüsüdür. Kim yapmıştır? Fetullah Gülen'in Türk Silahlı Kuvvetlerine sızdırdığı ve oluşturduğu cunta. Emri nereden almıştır? Fetullah Gülen'den almıştır. Bunda hiçbir tereddüdünüz olmasın." dedi.

Başbuğ, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik faaliyetler yürüten lobi kuruluşu Turkish Heritage Organization tarafından Washington'da Ulusal Basın Kulübünde düzenlenen "15 Temmuz'dan Önce ve Sonra Türkiye" başlıklı konferansta konuştu.

Türkiye'de 15 Temmuz gecesi Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ülkenin demokrasisi ve milletini hedef alan silahlı darbe girişiminde bulunduğunu belirten Başbuğ, "İyi ki başarısız oldu, yoksa hakikaten Türkiye için felaket döneminin başlangıcı olabilirdi." ifadesini kullandı.

O gece asıl hedef alınan kurumların başında Türk Silahlı Kuvvetlerinin geldiğini ifade eden Başbuğ, girişimin başarısız olmasında ordu komuta kademesinin darbeye direnişinin etkili olduğunu vurguladı. Başbuğ, bunun göz ardı edilmesinin Türk Silahlı Kuvvetlerine haksızlık olacağını dile getirdi.

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in darbe girişiminin ardında olduğuna dair hiçbir tereddüdün bulunmadığını dile getiren Başbuğ, "15 Temmuz, Fetullah Gülen'in bir silahlı darbe teşebbüsüdür. Kim yapmıştır? Fetullah Gülen'in Türk Silahlı Kuvvetlerine sızdırdığı ve oluşturduğu cunta. Emri nereden almıştır? Fetullah Gülen'den almıştır. Bunda hiçbir tereddüdünüz olmasın." diye konuştu.

 

- "ABD istihbarat örgütlerinin önceden darbe girişiminden haberi olabilir"

Konferansta katılımcıların sorularını da yanıtlayan İlker Başbuğ, bir soru üzerine, ABD'nin istihbarat örgütlerinin darbe girişiminden önceden bilgileri olabileceğini anlattı.

Söz konusu örgütlerin darbe girişiminden haberdar olmadığı görüşünü pek rasyonel bulmadığına değinen Başbuğ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İstihbarat örgütlerinin önceden böyle bir şeyin olabileceğini bilmeleri bu olayın arkasında olduğu anlamına gelmez. Bunda hemfikir olmamız lazım. Koca Amerika Birleşik Devletleri, bu kadar süper bir devletin büyük istihbarat örgütleri bu olayı yakalayamamışsa zaten dünya hapı yutmuş. Bizimkiler yakalayamadı, bari sizinkilerin en azıdan böyle bir şey olduğunu herhalde bilmeleri lazım. O zaman siz de kapatın bütün (istihbarat kurumlarını) demek lazım."

 

Başbuğ, ABD Başkanlığı görevine seçilen Donald Trump'ın yönetimi sırasında Fetullah Gülen'in iadesi konusunda ilerlemeler kaydedilebileceğini belirtti.

Trump'ın kampanyasında yer alan ve yeni yönetimde olabilecek bazı kişilerin Fetullah Gülen konusundaki açıklamalarının ümit verici olduğuna işaret eden Başbuğ, "ABD'nin yeni yönetiminin, 20 Ocak'a kadar olmazsa bile sonraki dönemde bu konuyla ilgili bazı adımlar atılacağı noktasında bize ümit verici açıklamalar var. Bu, Türkiye'nin ABD'den haklı bir beklentisidir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Suriye'de PYD'yi desteklemekten vazgeçin"

İlker Başbuğ, bir soru üzerine, ABD'nin Suriye'de terör örgütü PKK'nın kolu olan PYD ile hareket etmesinin Washington'ın stratejik amaçlarına katkı sunmayacağını dile getirdi. Başbuğ, şunları kaydetti:

"ABD'nin Suriye'deki çalışmalarda, stratejisini, kendi milli hedeflerini oluşturmada PYD ile iş birliği yapması çok kısa vadeli, daha doğrusu çok taktiksel bir durumdur. Bu kesinlikle ABD'nin uzun vadeli stratejik hedeflerine yardımcı olmaz. PYD'nin terör örgütü PKK'nın resmen bir kolu olduğu, organik bir bağı olduğu aşikar. Bu konuda kimsenin tereddüdü olmasın. PYD'yi kurduran zaten Abdullah Öcalan. Türk kamuoyu bundan rahatsız oluyor. Bir tarafta yılların dostluğu var, tarihsel bir dostluk var, iki büyük devlet var ve bunların beraber yapacağı çok şey varken siz Suriye politikanızı PYD üzerinden götürmeye çalışırsanız, bu hem ABD'nin menfaatlerine uzun vadede zarar verir hem de Türkiye-ABD ilişkilerine zarar verir. Suriye'de de istediğiniz noktaya ulaşmanızı engeller. Gelin bundan vazgeçin. Bu doğru bir hareket tarzı değil."

Pages

Subscribe to RSS - eski