dışişleri

Avusturya Dışişleri Bakanı Kurz'dan erken seçim çağrısı

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz, Başbakan Yardımcısı ve Halk Partisi (ÖVP) Başkanı Reinhold Mitterlehner'in istifasının ardından ortaya çıkan krize ilişkin, "Şahsen ben devam eden bu seçim kavgasının sürmesini doğru bulmuyorum. Bence erken seçimler Avusturya'da dönüşümü sağlamak, devam eden seçim kavgasını sınırlamak ve istikrar için doğru yol olacaktır." dedi.

Kurz, Başbakan Yardımcısı Mitterlehner'in istifasının ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ÖVP adına konuşamayacağını ifade ederek, mevcut hükümeti sürdürmenin Avusturya'ya katkı sağlamayacağını belirtti.

Başbakan Christian Kern ve istifa eden Başbakan Yardımcısı Mitterlehner'i halkın seçmediğini, partilerin tercihi olduğunu dile getiren Kurz, Avusturya'da her siyasi partinin ülkeyi farklı bir yöne taşımak istediğine dikkati çekti.

Kurz, mevcut hükümetin seçim kavgalarına neden olduğunu belirterek, "Şahsen ben devam eden bu seçim kavgasının sürmesini doğru bulmuyorum. Bence erken seçimler Avusturya'da dönüşümü sağlamak, devam eden seçim kavgasını sınırlamak ve istikrarın oluşturulması için doğru yol olacaktır." değerlendirmesini yaptı.

Sebastian Kurz, ÖVP başkanlığına kimin getirileceğine parti yetkililerinin pazar günü karar vereceğine işaret ederek, parti başkanının her alanda söz sahibi olması ve eyalet başkanlarının belirlenmesinde belirleyici rol oynaması gerektiğini sözlerine ekledi. 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'dan Önemli Açıklama

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya'nın Türkiye ile ilişkilerinin Almanya'ya göre daha iyi geliştiğini bildirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerini değerlendiren Lavrov, "Her şey çok iyi ve faydalı geçti." dedi.

Lavrov "Mir" TV kanalına yaptığı açıklamada, "İki farklı ülke ve iki farklı partner ile görüşmeler dikkate alınınca sonuçlar tabi ki birbirinden farklı oluştu. Şu anda Türkiye ile ilişkilerimiz Almanya ile ilişkilerimize göre daha olumlu tempolarla ilerliyor." diye konuştu.

Lavrov, Rusya'nın Almanya ile ticaret hacminin çok büyük olduğunu belirterek, "İki ülke birlikte çalışma konusunda ilgili. Alman şirketler Rusya'dan gitmiyorlar." dedi. Türkiye'ye gelince Rus bakan iki ülke arasında büyük projelerin hayata geçirildiğini, iki ülke liderinin bu süreçlerin nasıl ilerlediğine baktıklarını ve ek olarak neler yapılabileceğini değerlendirdiklerini kaydetti.

Devam eden Lavrov, "Bu hem Türk Akımı'nı hem de Akkuyu projesini kapsıyor. Bilindik sebeplerden dolayı geçici olarak durdurulan ticari ve ekonomik ilişkilerimizin büyük çoğunluğu yeniden başlatıldı. Gerekli talimatlar devlet başkanımız tarafından verildi. Diğer konularda da çalışmalar devam edecek." dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığından Sincar açıklaması

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terör operasyonları sonrasında Sincar'ı ziyaret eden Amerikalı üst düzey bir askerin terör örgütü PKK üyeleriyle görüşmediğini iddia etti.

Bakanlık Geçici Sözcüsü Mark Toner, günlük basın toplantısında AA muhabirinin, Amerikalı askerlerin helikopterle bölgeye giderek örgüt üyeleriyle görüşmesiyle ilgili sorularını cevapladı.

Toplantıda Toner'e, "PKK'yi terör örgütü olarak gördüğünüzü belirtiyorsunuz, fakat Türkiye'nin operasyonundan sonra ABD askerlerinin bölgeye gitmesini ve üst düzel bir askerin burada PKK liderleri tarafından karşılanmasını nasıl açıklıyorsunuz?" şeklinde bir soru yöneltildi.

Soruya tepki gösteren Toner, belirtilen fotoğrafları görmediğini, fakat bu soruda Amerikan üst düzey askere karşı saygısızlık olduğunu ileri sürdü.

"Türkiye'nin PKK terörizmine karşı yaptığı operasyonları destekliyoruz"

Toner, "Bahsettiğiniz fotoğrafları görmedim. Fakat üst düzey askerlerin PKK lideleriyle el sıkıştığı ya da görüştüğü yönündeki ifadedeki saygının ciddi şekilde sorgulanmasını isterim." dedi. Toner ayrıca, PKK'yı terör örgütü olarak tanımladıklarını belirtti.

Öte yandan Toner, TSK'nın terör örgütü PKK ve Suriye uzantısı YPG'ye yönelik operasyonlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Operasyonun bir önceki günden farklı yere yapıldığını kaydeden Toner, "Türkiye'nin sınırlarını korumak için PKK terörizmine karşı yaptığı operasyonları destekliyoruz. Bu operasyonlar Türkiye'nin PKK'ya karşı son birkaç yıl içerisinde yaptığı operasyonların bir parçasıdır.'' diye konuştu.

Toner, "Türkiye'nin iki gün önce yaptığı operasyonlarla dün gece yaptığı operasyonların coğrafi olarak bir bağlantısı yoktur." değerlendirmesini yaptı.

Netanyahu'dan Alman Dışişleri Bakanı'na 'boykot tehdidi'

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesini ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in İsrailli insan hakları örgütleri Sesizliği Bozma (Breaking the Silence) ve B'tselem'i ziyaret etmesi halinde kendisi ile görüşmeyeceğini söyledi.

İsrail basınında yer alan haberlere göre Netanyahu, Gabriel'in söz konusu insan hakları örgütlerini ziyaret etmesi durumunda kendisiyle bugün yapacağı görüşmeyi iptal etme tehdidinde bulundu.

Söz konusu İsrailli insan örgütleriyle görüşmesini iptal etmeyeceğini söyleyen Alman Dışişleri Bakanı Gabriel ise Netanyahu'nun kendisi ile görüşmeyi reddetmesinin talihsizlik olacağını belirtti.

Konuyla ilgili Alman televizyon kanalı ZDF'ye konuşan Gabriel, "İsrail Başbakanı'nın Almanya'yı ziyaret ederek hükümeti eleştiren kişilerle görüşmek istediğini ve bizim kendisine bunun mümkün olmadığını söylediğimizi düşünün. Böyle bir şey düşünülemez. Sadece hükümetin bakanlıklarında bulunan kişilerle görüşürseniz hiçbir ülkede asla resmin bütününü göremezsiniz." değerlendirmesinde bulundu.

Netanyahu'nun, İsrail'in Avrupa'daki en yakın müttefiki konumundaki Almanya'nın Dışişleri Bakanı ile görüşmeyi reddetmesinin iki ülke arasında gerilimi tırmandırması bekleniyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel'in bugün İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin'in ve Filistin Başbakanı Rami Hamdallah ile bir araya gelmesi bekleniyor. 

İsrail'de yerel STK'lar da baskı altında

Öte yandan aşırı sağcı bir hükümetin iş başında olduğu İsrail'de faaliyet gösteren uluslararası yardım ve insan hakları örgütlerinin yanı sıra yerel sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskılar da artıyor.

İsrail meclisinde geçen yıl çıkarılan "Şeffaflık Yasası" ile onlarca yerel STK'ya, aldığı maddi yardımların kaynağını açıklama zorunluluğu getirildi. Bununla yurt dışından destek alan insan hakları örgütlerinin deşifre edilerek kamuoyunda "vatana ihanet" suçlamasıyla karşı karşıya bırakılması ve böylece baskı altına alınması hedefleniyor.

İsrailli insan hakları örgütleri "yurt dışından finanse edilerek başka ülkeler adına ajanlık yaptıkları" gibi suçlamalara da maruz kalabiliyor.

Birçok İsrailli sağcı siyasetçi de açıktan bu STK'ları "vatana ihanet" etmekle suçlayarak hedef gösteriyor. Hedef gösterilen İsrailli insan hakları örgütlerinin başında Sesizliği Bozma (Breaking the Silence), B'tselem, Yeş Adit, ve Peace Now (Barış Şimdi) gibi kurumlar geliyor.

ABD'li Bakan Tillerson Rus mevkidaşı Lavrov'la görüştü

ABD Dışişleri Bakanlığı, Bakan Rex Tillerson'ın Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'la telefon görüşmesinde Kimyasal Silahların Yasaklanması Teşkilatının Suriye'nin İdlib kentindeki soruşturmasını konuştuklarını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Geçici Sözcüsü Mark Toner, Tillerson ile Lavrov'un telefon görüşmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Bu görüşmede, Tillerson'ın 12 Nisan'da Moskova'ya yaptığı ziyarette konuşulan konuların devamının ele alındığı belirtilen açıklamada, "4 Nisan'da Suriye'de kullanılan kimyasal silahlar ve devamında Kimyasal Silahların Yasaklanması Teşkilatının başlattığı soruşturma dahil olmak üzere birçok farklı konu görüşüldü." ifadesine yer verildi.

Açıklamada, Tillerson'ın Lavrov'a soruşturmayı desteklediğini bildirdiği kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığından Kongreye 'İran' mektubu

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Kongreye gönderilen mektupta, Tahran yönetiminin 2015 yılındaki nükleer anlaşmaya uyduğu ancak İran'ın "teröre destek veren ülke konumunu sürdürdüğü" ve "yaptırımların kaldırılmasının ABD ulusal güvenlik çıkarlarına uygun olup olmadığının incelendiği" bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson imzasıyla ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan'a İran'la ilgili bir bilgilendirme mektubu gönderildiği belirtildi.

"İran terörizme destek olmaya devam ediyor" başlığıyla yapılan açıklamada, Trump yönetiminin, İran'la 2015 yılında ABD Başkanı Barack Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmayı detaylı incelediği ifade edildi.

"İran nükleer anlaşmaya uyuyor ama teröre destek veriyor"

Mektupta, 18 Nisan 2017 tarihi itibarıyla İran'ın "nükleer anlaşma koşullarını yerine getirmeye devam ettiği" kaydedildi.

Buna karşın Tahran yönetiminin "teröre destek veren ülke konumunu sürdürdüğü" ve "(İran'a) yaptırımların kaldırılmasının ABD ulusal güvenlik çıkarlarına uygun olup olmadığının incelendiği" vurgulanan açıklamada, Tillerson'ın şu ifadelerine yer verildi:

"İran, birçok platform ve yöntemle önde gelen terör destekçisi devlet olmaya devam ediyor. Başkan (Donald Trump), Ulusal Güvenlik Konseyi önderliğinde İran'la nükleer anlaşmanın gözden geçirilmesini ve (İran'a) yaptırımların durdurulmasının ABD ulusal çıkarları açısından hayati olup olmadığının değerlendirilmesi talimatını verdi."

Ayrıca mektupta, söz konusu çalışma tamamlandığında İran'la nükleer anlaşmayla ilgili olarak Kongre ile yakın bir şekilde çalışmak istendiği de not edildi.

Bakan Çavuşoğlu: Vize serbestisinin en kısa zamanda verilmesini bekliyoruz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki vize serbestisi sürecine ilişkin, "Vize serbestisinin en kısa zamanda verilmesini bekliyoruz. Eğer AB bu konuda yeşil ışık yakmazsa Ege Denizi'nde üstlendiğimiz ağır yükü gözden geçirmek zorunda kalacağız." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Suudi Arabistan'ın El-Şark el-Avsat gazetesine mülakat verdi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin tarihi bir devlet ve demokrasi geleneği olduğuna dikkati çekti. Türk halkının her zaman demokratik haklarını savunduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bunun 15 Temmuz’da darbecilere karşı koyduklarında da açık bir şekilde görüldüğünü kaydetti.

Türk halkının her zaman vatanı, demokrasiyi ve cumhuriyeti müdafaa konusunda direnç ve özveri gösterdiğini ifade eden Çavuşoğlu, halk oylamasının da yeni yönetim sistemi konusundaki anayasal değişiklik için yapıldığının altını çizdi.

Halk oylamasının Türkiye’nin dış politikasını nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Çavuşoğlu, bu oylamanın Türk dış politikasıyla ilgili olmadığını vurguladı. Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye, NATO, G-20, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve hemen hemen tüm Avrupa kurumlarının aktif bir üyesi, aynı zamanda da çok yönlü bir dış politika izliyor. Türkiye’nin müteşebbis ve insani dış politikası, küresel ve bölgesel meseleleri faal ve ilkeli bir biçimde ele alıyor. Komşu ülkelerdeki mevcut durumdan kaynaklanan birçok zorluğun arasında Türkiye pozitif bir rol üstlenmeyi sürdürüyor. Uluslararası yükümlülüklerimizi ve hukukun üstünlüğünü muhafaza ediyoruz. Ortaklarımızdan da aynısını yapmalarını bekliyoruz.”

Çavuşoğlu, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında AB ülkelerinin verdiği tepkilerin Türkiye'yi "hayal kırıklığına" uğrattığını belirtti. Bakan Çavuşoğlu, AB'nin dayanışma ve destek gösterisinde bulunmak yerine, haksızca Türkiye'yi darbe girişimi sonrasında attığı adımlar nedeniyle eleştirmeye odaklanmasından dolayı ikili ilişkilerin zorlu bir dönemden geçtiğini kaydetti.

Bazı AB ülkelerinin çifte standartlı davrandığını ifade eden Çavuşoğlu, "Türk bakanların kendi vatandaşlarıyla buluşmalarını engellemek için yoğun çaba sarf eden bazı Avrupa ülkeleri, PKK ve iltisaklı grupların özgürce gösterilerini yapmalarına ve sembollerini sergilemelerine izin verdi." şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, özellikle seçim dönemlerinde Türkiye'nin bazı Avrupa ülkelerinde "iç siyaset" konusu yapılmasının üzücü olduğunu belirterek Türkiye'ye ilişkin konuların AB basınında çoğunluklu olarak olumsuz bir bakış açısıyla günlük olarak yer aldığına dikkati çekti.

- "AB üyeliği bizim için öncelik olmaya devam ediyor"

"AB üyeliği bizim için öncelik olmaya devam ediyor." diyen Çavuşoğlu, AB'ye katılım sürecinde karşılaşılan siyasi engellerin de Türkiye-AB ilişkilerini zora sokan etkenler arasında olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, Türkiye-AB ilişkilerinin 1960'lara kadar gittiğini, ilişkilerin gümrük birliği, katılım müzakereleri gibi birçok eksen üzerine kurulduğunu hatırlatarak Türkiye ve AB'nin mülteci krizi ve terör tehdidi gibi ortak sınamalara karşı iş birliği yapması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'de AB'nin son dönemdeki tavrından kaynaklanan bir güven kaybı olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "Güven bunalımın üstesinden gelmek için hala olumlu adımların atılmasını bekliyoruz." açıklamasında bulundu.

Çavuşoğlu, tüm zorluklara rağmen Türkiye-AB ilişkilerinin tekrar olumlu bir raya oturtulmasının mümkün olduğunu belirterek "Türkiye, Avrupalı ortakları ve AB'den olumlu, iyi niyetli ve yapıcı bir tutumla karşılaşırsa kesinlikle karşılık verecektir." dedi.

Bu çerçevede atılması gereken adımları, müzakerelerde tıkanıklık yaratan hususların kaldırılması, vize serbestisinin onaylanması ve AB'nin verdiği diğer sözleri yerine getirmesi olarak özetleyen Çavuşoğlu, gümrük birliğinin geliştirilmesinin Türkiye-AB ilişkilerine önemli katkıda bulunacağına vurgu yaptı. Bu sürecin iki tarafın da çıkarına olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, "sürecin siyasi engeller ve kısa vadeli basiretsiz iç politika amaçlarıyla engellenmemesi" gerektiğine dikkati çekti.

AB'nin "kendini gözden geçirme" sürecinden geçtiğini belirten Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, AB'nin bu süreçte dünya siyasetinde daha güçlü bir aktör olmak için kendine de eleştiri yöneltmesi gerektiğinin ve Türkiye'nin güvenilir bir ortak olarak bu sürece katkıda bulunmaya hazır olduğunun altını çizdi.

- "En kısa zamanda vize serbestisinin verilmesini bekliyoruz"

Bakan Çavuşoğlu, "Türkiye ile AB arasında 18 Mart'ta varılan mutabakat Türkiye'nin olağanüstü çabaları sonucu işlevseldir ve yasa dışı göçle mücadele bağlamında bir başarı hikayesidir." dedi.

Türkiye'nin 2013 yılından beri vize serbestisi sürecini yürüttüğünü ve hemen hemen belirtilen tüm kriterleri karşıladığını kaydeden Çavuşoğlu, Avrupa Komisyonunun da bunu Mayıs 2016 raporunda kabul ettiğini hatırlattı. Çavuşoğlu, AB'nin diğer yükümlülüklerini yerine getirme konusunda olduğu gibi, bu konuda da istekli davranmadığını söyledi.

Çavuşoğlu, "Kalan kriterlere ilişkin yapılan hazırlıklarla ilgili bir çalışma planı düzenledik. Türkiye'nin son teklifi olacak bu planı vize serbestisi sürecini tamamlamak için AB'ye sunacağız. Vize serbestisinin en kısa zamanda verilmesini bekliyoruz. Eğer AB bu konuda yeşil ışık yakmazsa Ege Denizi'nde üstlendiğimiz ağır yükü gözden geçirmek zorunda kalacağız." ifadelerini kullandı.

ABD Dışişlerinden referandum açıklaması

ABD Dışişleri Bakanlığından adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, AA muhabirinin sorusu üzerine, Türkiye'deki anayasa değişikliği halk oylamasının sonuçlarını yakından takip ettiklerini belirterek, "Sonuçlar doğrulanıncaya ve AGİT'in (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) ilk bulguları açıklanıncaya kadar değerlendirme yapmak istemiyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye'de yapılan anayasa değişikliğine ilişkin halk oylamasından resmi olmayan sonuçlara göre "Evet" çıkmasının ardından Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland'ın Konsey'in internet sitesinde açıklaması yayınlandı. Açıklamada, Jagland, "Türkiye'de seçmenler anayasa değişikliğini oyladı. Yakın sonuçlar göz önünde bulundurularak, Türkiye'nin lider kadrosu, bundan sonraki adımlarını dikkatli şekilde düşünmelidir." ifadesini kullandı.

Kanada Dışişleri Bakanı da BM sisteminden şikayetçi

Kanada Dışişleri Bakanı Chrystia FreelandBirleşmiş Milletler’deki (BM) sistemli tıkanıklığın Suriye'deki zulmün faillerinin hesap vermesini önlediğini bildirdi.

Bakan Freeland, Rusya'nın Suriye konusundaki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) karar tasarısını 8'inci kez veto etmesine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, sonuçtan son derece üzüntü duyduklarını belirtti.

Freeland, şunları kaydetti:

"Kanada, BMGK oylaması sırasında Rusya'nın vetosundan üzüntü duymuştur. Bu Rusya'nın Suriye konusundaki 8'inci vetosudur. BM'deki sistemli tıkanıklık, Suriyelilerin acısını görmezden geliyor ve Suriye'deki zulmün faillerinin hesap vermesini önlüyor. BMGK'daki 15 üyeden karar lehine oy veren Mısır, İtalya, Japonya, Senegal, İsveç, Ukrayna, Uruguay, Fransa, Birleşik Krallık ve ABD'ye bu iş birliği için müteşekkiriz. Kanada olarak, Rusya ve İran'ı, Esad rejiminin destekçileri olarak, bu kokuşmuş ve yasa dışı kimyasal silah kullanımını kınayan uluslararası toplulukla bir araya gelmeye çağırıyoruz."

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: Karşılıklı çıkarlara saygı temelinde yapıcı diyaloğa hazırız

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey LavrovABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile görüşmesinde Washington'un ikili ilişkiler ve küresel konulardaki tutumu ve gerçek niyetini anlamaya çalışacaklarını söyledi.

Lavrov ve Tillerson, Rusya'nın başkenti Moskova'daki Dışişleri Bakanlığı Konukevi'nde görüşmeye başladı.

Görüşmenin basına açık kısmında konuşan Lavrov, Tillerson'un ziyaretinin terörle mücadelede ortak cephe oluşturulması başta olmak üzere tüm alanlardaki iş birliği imkanlarını değerlendirmek için iyi bir fırsat olduğunu belirtti.

Lavrov, ABD'nin Suriye'de rejime ait hava üssünü vurmasını hukuka aykırı olarak nitelendirerek, "Bu konuyu telefonda görüştük. Rusya'dan üst düzeyli açıklamalar da yapıldı. Bu tür eylemlerin gelecekte tekrar edilmemesini önemli görüyoruz." dedi.

ABD ile karşılıklı çıkarlara saygı temelinde yapıcı iş birliği ve diyaloğa hazır olduklarını vurgulayan Lavrov, "Kolektif iş birliğine hazırız. Bu noktada sizin tutumunuzu ve gerçek niyetinizi anlamamız oldukça önemli." ifadesini kullandı.

Lavrov, Rusya'nın uluslararası siyasetteki tutumunun konjonktürel olaylara göre değişmediğini dile getirerek, muhataplarını "ya bizimlesin ya da bize karşı" gibi bir seçimlere zorlamadıklarını söyledi.

"Açık ve samimi bir görüşme yapmayı umut ediyorum"

Tillerson ise Lavrov ile ABD-Rusya ilişkilerinin geleceği ve küresel konularda açık ve samimi bir görüşme yapmayı umut ettiğini bildirdi.

Bu görüşmenin kendileri için oldukça önemli bir zamanda gerçekleştiğine dikkati çeken Tillerson, "Birbirimizin tutumunu ve bakış açılarını anlamaya çalışacağız. Görüşlerimizin ayrıştığı ve aynı olduğunu konuları görüşeceğiz. Görüş ayrılıklarının nedenlerini değerlendireceğiz." diye konuştu.

Lavrov ve Tillerson, görüşmenin ardından akşam saatlerinde ortak basın toplantısı düzenleyecek.

Pages

Subscribe to RSS - dışişleri