çavuşoğlu

Bakan Çavuşoğlu: Vize serbestisinin en kısa zamanda verilmesini bekliyoruz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki vize serbestisi sürecine ilişkin, "Vize serbestisinin en kısa zamanda verilmesini bekliyoruz. Eğer AB bu konuda yeşil ışık yakmazsa Ege Denizi'nde üstlendiğimiz ağır yükü gözden geçirmek zorunda kalacağız." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Suudi Arabistan'ın El-Şark el-Avsat gazetesine mülakat verdi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin tarihi bir devlet ve demokrasi geleneği olduğuna dikkati çekti. Türk halkının her zaman demokratik haklarını savunduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bunun 15 Temmuz’da darbecilere karşı koyduklarında da açık bir şekilde görüldüğünü kaydetti.

Türk halkının her zaman vatanı, demokrasiyi ve cumhuriyeti müdafaa konusunda direnç ve özveri gösterdiğini ifade eden Çavuşoğlu, halk oylamasının da yeni yönetim sistemi konusundaki anayasal değişiklik için yapıldığının altını çizdi.

Halk oylamasının Türkiye’nin dış politikasını nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Çavuşoğlu, bu oylamanın Türk dış politikasıyla ilgili olmadığını vurguladı. Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye, NATO, G-20, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve hemen hemen tüm Avrupa kurumlarının aktif bir üyesi, aynı zamanda da çok yönlü bir dış politika izliyor. Türkiye’nin müteşebbis ve insani dış politikası, küresel ve bölgesel meseleleri faal ve ilkeli bir biçimde ele alıyor. Komşu ülkelerdeki mevcut durumdan kaynaklanan birçok zorluğun arasında Türkiye pozitif bir rol üstlenmeyi sürdürüyor. Uluslararası yükümlülüklerimizi ve hukukun üstünlüğünü muhafaza ediyoruz. Ortaklarımızdan da aynısını yapmalarını bekliyoruz.”

Çavuşoğlu, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında AB ülkelerinin verdiği tepkilerin Türkiye'yi "hayal kırıklığına" uğrattığını belirtti. Bakan Çavuşoğlu, AB'nin dayanışma ve destek gösterisinde bulunmak yerine, haksızca Türkiye'yi darbe girişimi sonrasında attığı adımlar nedeniyle eleştirmeye odaklanmasından dolayı ikili ilişkilerin zorlu bir dönemden geçtiğini kaydetti.

Bazı AB ülkelerinin çifte standartlı davrandığını ifade eden Çavuşoğlu, "Türk bakanların kendi vatandaşlarıyla buluşmalarını engellemek için yoğun çaba sarf eden bazı Avrupa ülkeleri, PKK ve iltisaklı grupların özgürce gösterilerini yapmalarına ve sembollerini sergilemelerine izin verdi." şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, özellikle seçim dönemlerinde Türkiye'nin bazı Avrupa ülkelerinde "iç siyaset" konusu yapılmasının üzücü olduğunu belirterek Türkiye'ye ilişkin konuların AB basınında çoğunluklu olarak olumsuz bir bakış açısıyla günlük olarak yer aldığına dikkati çekti.

- "AB üyeliği bizim için öncelik olmaya devam ediyor"

"AB üyeliği bizim için öncelik olmaya devam ediyor." diyen Çavuşoğlu, AB'ye katılım sürecinde karşılaşılan siyasi engellerin de Türkiye-AB ilişkilerini zora sokan etkenler arasında olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, Türkiye-AB ilişkilerinin 1960'lara kadar gittiğini, ilişkilerin gümrük birliği, katılım müzakereleri gibi birçok eksen üzerine kurulduğunu hatırlatarak Türkiye ve AB'nin mülteci krizi ve terör tehdidi gibi ortak sınamalara karşı iş birliği yapması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'de AB'nin son dönemdeki tavrından kaynaklanan bir güven kaybı olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "Güven bunalımın üstesinden gelmek için hala olumlu adımların atılmasını bekliyoruz." açıklamasında bulundu.

Çavuşoğlu, tüm zorluklara rağmen Türkiye-AB ilişkilerinin tekrar olumlu bir raya oturtulmasının mümkün olduğunu belirterek "Türkiye, Avrupalı ortakları ve AB'den olumlu, iyi niyetli ve yapıcı bir tutumla karşılaşırsa kesinlikle karşılık verecektir." dedi.

Bu çerçevede atılması gereken adımları, müzakerelerde tıkanıklık yaratan hususların kaldırılması, vize serbestisinin onaylanması ve AB'nin verdiği diğer sözleri yerine getirmesi olarak özetleyen Çavuşoğlu, gümrük birliğinin geliştirilmesinin Türkiye-AB ilişkilerine önemli katkıda bulunacağına vurgu yaptı. Bu sürecin iki tarafın da çıkarına olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, "sürecin siyasi engeller ve kısa vadeli basiretsiz iç politika amaçlarıyla engellenmemesi" gerektiğine dikkati çekti.

AB'nin "kendini gözden geçirme" sürecinden geçtiğini belirten Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, AB'nin bu süreçte dünya siyasetinde daha güçlü bir aktör olmak için kendine de eleştiri yöneltmesi gerektiğinin ve Türkiye'nin güvenilir bir ortak olarak bu sürece katkıda bulunmaya hazır olduğunun altını çizdi.

- "En kısa zamanda vize serbestisinin verilmesini bekliyoruz"

Bakan Çavuşoğlu, "Türkiye ile AB arasında 18 Mart'ta varılan mutabakat Türkiye'nin olağanüstü çabaları sonucu işlevseldir ve yasa dışı göçle mücadele bağlamında bir başarı hikayesidir." dedi.

Türkiye'nin 2013 yılından beri vize serbestisi sürecini yürüttüğünü ve hemen hemen belirtilen tüm kriterleri karşıladığını kaydeden Çavuşoğlu, Avrupa Komisyonunun da bunu Mayıs 2016 raporunda kabul ettiğini hatırlattı. Çavuşoğlu, AB'nin diğer yükümlülüklerini yerine getirme konusunda olduğu gibi, bu konuda da istekli davranmadığını söyledi.

Çavuşoğlu, "Kalan kriterlere ilişkin yapılan hazırlıklarla ilgili bir çalışma planı düzenledik. Türkiye'nin son teklifi olacak bu planı vize serbestisi sürecini tamamlamak için AB'ye sunacağız. Vize serbestisinin en kısa zamanda verilmesini bekliyoruz. Eğer AB bu konuda yeşil ışık yakmazsa Ege Denizi'nde üstlendiğimiz ağır yükü gözden geçirmek zorunda kalacağız." ifadelerini kullandı.

Hollanda, Çavuşoğlu'nun iniş iznini iptal etti

Hollanda Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Hollanda'nın kabul edilebilir bir çözüm istediği ancak yaptırımlara ilişkin açıklamaların, çözümü imkansız hale getirdiği savunuldu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun uçağının iniş izninin iptal edildiği duyurulan açıklamada, "kamu güvenliği" ve "güvenlik" iptalin gerekçeleri arasında sayıldı.Hollanda Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, Hollanda'nın Çavuşoğlu'nun ziyaretiyle ilgili Türk yetkililerle kabul edilebilir bir çözüm için görüşmeler yaptığı belirtildi.

Açıklamada, "Ancak Türkiye'nin yaptırım uygulayacağına dair tehdidinin makul bir çözüm arayışını imkansızlaştırdığı" ileri sürüldü ve "Bunun üzerine Hollanda'nın iniş iznini iptal ettiği" kaydedildi.

Hollanda'nın olayların gelişiminden üzüntü duyduğu ve Türkiye ile diyalogda kararlı olduğu ifade edilen açıklamada, "Hollanda ve Türkiye arasında dostça bir ilişki var. Bu çerçevede kabul edilebilir bir çözüm arandı." ifadesine yer verildi. 

"Yetkili makamların talimatlarına uyulmalı"

Türk kökenli birçok Hollandalıların, anayasa değişikliği referandumunda oy kullanacağı belirtilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"Hollanda hükümetinin bu konuda onları bilgilendirmek ülkemizde toplantılar yapılmasına bir itirazı yok. Bu toplantıların, toplumuzda gerginliği artırmaması ve toplantı yapmak isteyenlerin, kamu düzeni ve güvenliğin sağlanabilmesi için yetkili makamların talimatlarına uyması gerekiyor. Türk hükümetinin, bu husustaki kurallara saygı göstermek istemediği not edilmeli." 

Çavuşoğlu, daha önceki etkinliklerinin iptal edilmesi üzerine, bu akşam Rotterdam Başkonsolosluğu Konutu'nda Hollanda'daki Türk vatandaşlarıyla bir araya gelmeyi planlıyordu.

AB Bakanı Çelik: İslamafobik ve antisemitik yaklaşımlar olduğunu biliyoruz

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Hollanda hükümetinin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun uçağının iniş iznini iptal etmesiyle ilgili, "Bizim Irak ve Suriye'ye 1295 kilometre sınırımız var, bu sınırın öteki tarafında Irak devletinin ve Suriye devletinin bir otoritesi kalmamış durumda, orada ulusal ordu gücü yok, polis gücü yok. Ama burada DEAŞ terör örgütüyle de PKK terör örgütüyle de  PYD'yle biz mücadele ediyoruz. Biz yabancı bir siyasetçi gelse hiçbir siyasetçinin burada yapacağı toplantıyı, bu kadar terör örgütünün tehdidine maruz kalmamıza rağmen 'kamu güvenliği vardır', kamu güvenliği sebebiyle iptal etmeyiz." diye konuştu.

Çelik, "Türkiye'nin bakanları Avrupa'daki resmi makamlardan izin alarak orada vatandaşlarımızla toplantı gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bunlar kamu güvenliği diye izin vermiyorlar ve 'kamu güvenliği çerçevesine tedbir aldık' diye birtakım bahaneler üretiyorlar. Aslında bu bahanelerin arkasında ırkçı, faşist, demokrasiye karşı, insan haklarına karşı, İslamafobik ve antisemitik yaklaşımlar olduğunu biliyoruz." dedi.

Çelik, "Hollanda Başbakanı, Almanya Dışişleri Bakanı gelsinler Yumurtalık'ta buyursunlar miting yapsınlar. Yumurtalık halkı onların kamu güvenliğini sağlar, bundan da çekinmez, gelsinler demokrasiyi burada öğrensinler, demokratik kültürü burada öğrensinler." diye konuştu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki de Hollanda hükümetinin Çavuşoğlu'nun uçağının iniş iznini iptal etmesine ilişkin, "Bu iki yüzlü tavrı biz unutmuyoruz, hiç de yadırgamıyoruz üstelik. Bu coğrafyada yaşamanın bir bedeli var, o da güçlü olmak. İnşallah biz güçlü olacağız. Onların tek anlayacağı dil bu." dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Trump'ın parti liderleri yemeğine katıldı

ABD'de yarın gerçekleştirilecek olan başkanlık devir teslim törenlerine katılmak üzere başkent Washington'da bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, seçilmiş Başkan Donald Trump'ın Cumhuriyetçi Parti liderleri onuruna verdiği öğle yemeğine katıldı.

Washington'daki Trump Otel'de gerçekleştirilen öğle yemeğine davet edilen Bakan Çavuşoğlu, Trump'ın açılış konuşmasını yaptığı etkinlikte yeni başkanın ABD ve dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerini dinledi.

Konuşmasında Trump, Cumhuriyetçi Parti elitleriyle yakın çalıştığı mesajını vererek, "Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan'ın artık yasa tasarılarını imzalayacak bir başkanla çalışacağını" kaydetti.

"Tüm dünyanın, birlikte çok iyi bir iş çıkardığımızı bilmesini istiyorum." diyen Trump, yeni dönemde etkin bir kabine ile ülkenin tüm sorunlarını çözeceklerini ifade etti.

Bakan Çavuşoğlu, dün de Washington temasları kapsamında Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı adayı emekli Korgeneral Michael Flynn ile gündeme ilişkin bir görüşme gerçekleştirmişti.

Yarın Kongrenin bahçesindeki alanda yemin ederek ABD Başkanlığı görevini mevcut Başkan Barack Obama'dan devralacak olan Trump'ın, Türk-Amerikan ilişkilerine ve Washington'ın Orta Doğu perspektifine dair atacağı yeni adımlar merakla bekleniyor.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Fransız Mevkidaşı ile Telefonda Görüştü

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Fransız mevkidaşı Jean-Marc Ayrault ile telefonda görüştü.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, görüşme, Ayrault'nun talebiyle gerçekleşti. Görüşmede Ayrault, son dönemde Türkiye'de meydana gelen terör saldırıları bağlamında Fransa'dan yapılan yazılı açıklamalara ilaveten bizzat arayarak Türkiye ile dayanışma içerisinde bulunduklarını ifade etmek istediğini belirtti.

Çavuşoğlu da Ayrault'ya gösterdiği dayanışma ve destekten dolayı teşekkür etti. Çavuşoğlu, Fransız mevkidaşına Halep'teki ateşkes, tahliye süreci ve Moskova'da gerçekleştirilen üçlü Suriye toplantısı hakkında bilgi verdi.

Çavuşoğlu-Steinmeier Ortak Basın Toplantısı

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'yi ilk kez ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile basın toplantısı düzenledi.

"Müzakereler dursun kararını Avrupa başkentleri vermemeli" diyen Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, "AB müzakereleriyle ilgili kararı Türkiye vermeli" şeklinde konuştu.

15 Temmuz darbe girişimini güçlü bir şekilde kınadıklarını belirten Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier, "Biz her türlü terörü kınıyoruz. PKK silah bırakmalı" dedi.

"AB İLE KARARI REFERANDUMDA HALKIMIZ VERİR"

"AB'nin çifte standardından artık bıktık" diyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "AB ile müzakere kararını referandumda halkımız verir" açıklamasında bulundu.

ALMANYA'NIN GELECEKTEKİ CUMHURBAŞKANI

Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier'in önümüzdeki şubat ayında şimdiki Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un yerine cumhurbaşkanı seçilmesi bekleniyor.

Sosyal Demokrat Parti SPD'nin önerisi sonrası Almanya Başbakanı Angela Merkel'in partisi de, Steinmeier'in adaylığı konusunda uzlaşmaya varmıştı.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Schulz önce AP'deki PKK faaliyetlerini durdursun

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, AP Başkanı Schulz'un idam cezasının getirilmesi halinde Türkiye ile müzakerelerin durdurulacağına yönelik açıklamalarına ilişkin, " "Schulz önce AP'deki PKK faaliyetlerini durdursun" dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz'un idam cezasının getirilmesi halinde Türkiye ile müzakerelerin durdurulacağına yönelik açıklamalarına ilişkin, "Schulz'un bu tehditkâr açıklamalarının bizde hiçbir etkisi yok. Hiç kusura bakmasın. Önce AP'deki PKK faaliyetlerini durdursun. Gücü yetiyorsa yine AB üyesi ülkelerdeki teröre destek veren faaliyetlere karşı söylem içinde olsun. Ekonomik yaptırımlarla ilgili de elinden geleni arkasına koymasın. Gerekeni, ne yapmak istiyorsa yapsın." dedi.

Çavuşoğlu ve Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Türkiye-Çin Dışişleri Bakanları İstişare Mekanizması 1. Toplantısı'nın ardından bakanlık resmi konutunda ortak basın toplantısı düzenledi.

Son dönemde çeşitli düzeylerde karşılıklı ziyaret ve görüşmelerin ikili ilişkilerin gelişmesine büyük katkı sağladığını söyleyen Çavuşoğlu, Çin ile stratejik iş birliğinin giderek güçlendiğini ve çeşitlendiğini ifade etti. Siyasi ilişkilerin de bu çerçevede güçlendiğini dile getiren Çavuşoğlu, güvenlik alanında yakın iş birliği içinde olduklarını belirtti.

Bugünkü toplantıda ekonomik iş birliğini geliştirmek için hangi adımların atılması gerektiği üzerine görüş alışverişinde bulunduklarını aktaran Çavuşoğlu, "Ticaretimizi artırmalıyız. Ama Çin'in lehine olan ticaret açığını da dengelememiz lazım. O sebeple de ürünleri çeşitlendirelim ve Türkiye'nin ihraç ettiği ve edeceği ürünlerin önündeki engelleri kaldırma konusunda Çin'in olumlu bakışını bir kez daha görmekten mutluluk duydum." diye konuştu.

Karşılıklı yatırımları da artırmak gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, Çin'in Türkiye'de bankacılık, enerji, ulaşım gibi birçok alanda yatırım yapmak istediğini bildiklerini ve bu firmalara ellerinden gelen desteği vermeye devam edeceklerini anlattı.

Çavuşoğlu, Çin firmalarının Türkiye'de planlanan mega projelere yönelik ilgisine de dikkati çekerek, "Londra'yı Pekin'e bağlama hedefimiz var. Çin, Batı'ya doğru hareket ediyor. Biz de Çin'e doğru hareket ediyoruz. İnşallah ortak bir noktada ilişkilerimizin tüm boyutuyla birlikte buluşacağız." ifadelerini kullandı.

Halklar arasında kültürel bağları güçlendirmek konusundaki kararlılıklarını dile getiren Çavuşoğlu, eğitim ve turizmin bunu sağlamada önemli bir mekanizma olduğunu vurguladı. Çin vatandaşlarının Türkiye'yi çok sevdiğini bildiğini ve daha fazla Çinli turistin Türkiye'ye gelmesini istediklerinin altını çizen Çavuşoğlu, Çin'in 2018 yılını "Türkiye Turizm Yılı" ilan etmesinden büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.

İdam tartışmaları

Bakan Çavuşoğlu, gazetecilerin, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz'un idam cezasının getirilmesi halinde Türkiye ile müzakerelerin durdurulacağına yönelik basında yer alan ifadelerinin hatırlatması üzerine, Schulz'un söylediklerinin kendileri için çok fazla öneminin olmadığını belirtti. "Schulz'un gücü yetiyorsa öncelikle AP'de PKK faaliyetlerine son versin, bunları engelleyebilsin. Öyle görünüyor ki ya destekliyor kendisi ya da gücü yetmiyor." diyen Bakan Çavuşoğlu, Schulz'un hep üst perdeden, tehditkâr tavırlarını sürdürdüğünü, ancak bu tavırların kendilerini etkilemediğini kaydetti. Kendilerinin karar alırken Türk halkından güç aldığını söyleyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti: "Türkiye-Avrupa Birliği (AB) temasının devam etmesini arzu ederken de esasen gerçek niyetini söylüyor. Diyor ki diyaloğu devam ettirmezsek, muhalefete, Türkiye'de karşıtlarına sahip çıkamayız. Kimi kastediyorsunuz CHP mi MHP mi? Hayır, PKK ve onun yandaşlarını kastediyorsunuz. Türkiye ile ilişkilerin karşılıklı çıkar çerçevesinde önemini söylemiyor. Ne için Türkiye ile diyaloğun devam etmesini istediğini de açıkça söylüyor. Türkiye'deki gelişmelerle ilgili Schulz'un ve arkadaşlarının açıklamaları var. PKK'lılar da çok iyi savunuyorlar. Peki bizim en son şehit kaymakamımızın teröristler tarafından şehit edildikten sonra Schulz ve onun gibi düşünenlerin herhangi bir açıklaması oldu mu? Yani bir PKK'lı çok önemli ama bizim kaymakamımızın, diğer şehitlerimizin, hatta PKK'nın katlettiği Kürt vatandaşlarımızın hiçbir değeri, hiçbir önemi yok. Dolayısıyla Schulz'un bu tehditkâr açıklamalarının bizde hiçbir etkisi yok. Hiç kusura bakmasın. Önce AP'deki PKK faaliyetlerini durdursun. Gücü yetiyorsa yine AB üyesi ülkelerdeki teröre destek veren faaliyetlere karşı söylem içinde olsun. Ekonomik yaptırımlarla ilgili de elinden geleni arkasına koymasın. Gerekeni, ne yapmak istiyorsa yapsın. Ve gerçekten AB'nin ve parlamento başkanının iki yüzlülüğünü, çifte standardını her zaman olduğu gibi görüyoruz. Sadece biz değil, halkımız da bunu çok iyi görüyor.

Demokrasi, insan hakları gibi konularda bize ders vermeye çalışanların iki yüzlülüğünü sanırım Çin de bizim kadar iyi biliyor."

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, "Çin ve Türkiye terör mağdurudur. Güvenlik ve terörle mücadele iş birliğimizi güçlendirmek, ülkelerimizin temel ve ortak çıkarlarına uygundur ve karşılıklı siyasi güvenimizi sağlamlaştırmaya ve somut iş birliğimiz için daha sağlam bir temel atmaya yardımcıdır." dedi.

Türkiye-Çin Dışişleri Bakanları İstişare Mekanizması 1. Toplantısı'nın ardından bakanlık resmi konutunda ortak basın toplantısında konuşan Wang, Türkiye'ye gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, geçen yıl Antalya'da düzenlenen G20 Liderler Zirvesi'nde kararlaştırılan ve iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan "Türkiye-Çin Dışişleri Bakanları İstişare Mekanizması"nın ilk toplantısının açık ve samimi şekilde gerçekleştiğini vurguladı.

İki ülkenin karşılaştığı yeni fırsatları değerlendirerek stratejik iş birliğinde daha hızlı ilerleme kaydetmeyi hedeflediğini belirten Wang, "Her iki taraf da kalkınma stratejilerimizi birleştirerek karşılıklı yarar ve çifte kazanç gerçekleştirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. İş birliğimizin temeli iyidir, birbirini tamamlayabilirliği güçlü ve perspektifi çok geniştir." diye konuştu.

Terörle mücadele

Wang, iki ülkenin terörle mücadele iş birliğini derinleştirip ortak güvenliği birlikte kurmak yönünde hemfikir olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Çin ve Türkiye terör mağdurudur. Güvenlik ve terörle mücadele iş birliğimizi güçlendirmek, ülkelerimizin temel ve ortak çıkarlarına uygundur, karşılıklı siyasi güvenimizi sağlamlaştırmaya ve somut iş birliğimiz için daha sağlam bir temel atmaya yardımcıdır. Daha geniş bir iş birliği perspektifi yaratabiliriz. Her iki taraf olarak karşı tarafın ulusal egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını koruma çabalarına kararlı destek vermeyi taahhüt ederek, kendi ülkesinde karşı tarafın ulusal güvenliğine zarar verecek olayların meydana gelmesine asla müsamaha gösterilmeyeceğini taahhüt ettik."

Bölgesel gelişmeleri de değerlendiren Wang, gelecekte de ikili görüşmelerin devam edeceğini vurgulayarak, "İnanıyorum ki görüşmelerimizde mutlaka siyasi çözümde ısrar ederek, bölgesel barışı birlikte korumamız gerektiği kanaatine ulaşacağız." ifadesini kullandı.

Batı Asya ve Kuzey Afrika'daki gelişmelere işaret eden Wang, "Mutlaka uluslararası terörle mücadele iş birliğimizi güçlendirmeliyiz." dedi.

Bölgesel sorunların siyasi çözümünün Birleşmiş Milletler (BM) yönetiminde aranması gerektiğini belirten Wang, "Gerçeklere uygun olan ve tarafların hassasiyetlerine dikkat eden çözüm birlikte bulunmalıdır." diye konuştu.

Türkiye ve Çin ilişkilerinin olgun ve istikrarlı bir kalkınma aşamasına girdiğini vurgulayan Wang, "Şu an Çin halkı Çin Komünist Partisi'nin ve Çin Halk Cumhuriyetinin kuruluşlarının 100. yıl dönümleri için konan hedefleri gerçekleştirmeye çabalıyor. Türk halkı ise 2023 hedeflerini gerçekleştirmeye çabalıyor. İki ülkenin müthiş rüyaları ve parlak kalkınma perspektifi bulunuyor. Türk tarafıyla karşılıklı siyasi güvenimizi daha da güçlendirerek karşılıklı yararlı iş birliğimizi derinleştirerek ülkelerimizin kendi müthiş hedeflerini gerçekleştirmesi için hizmette bulunmaya hazırız." değerlendirmesinde bulundu.

Çin-ABD ilişkileri

Wang, bir gazetecinin ABD Başkanlığı'na seçilen Donald Trump ile bir temas kurup kurmadıkları yönündeki soru üzerine, iki ülkenin ilişkilerini daha da geliştirmek ve derinleştirmenin ABD'de gerek Cumhuriyetçi gerek de Demokratların ortak fikri olduğunu söyledi.

Obama hükümetiyle var olan iş birliğini devam ettirmeyi ve ilişkilerin ABD’nin gelecek yönetimine de istikrarlı bir şekilde geçiş yapmasını arzu ettiklerinin altını çizen Wang, "Ayrıca Trump ekibiyle irtibata geçerek karşılıklı anlayışı daha da artırmayı ve iş birliğimiz için mutabakatımızı daha da genişletmeyi istiyoruz." dedi.

Kendilerinin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Trump’ı kutlayan mesajda belirttiği gibi çatışmama, karşı karşıya gelmeme, karşılıklı saygı, i şbirliği ve çifte kazanç ilkelerine dayanarak ilişkilerin yeni başlangıçla daha büyük ilerlemelerin kaydedilmesine hızlandırmaya hazır olduklarını ifade eden Çin Dışişleri Bakanı Wang, bunun için ABD ile ortak çaba sarf etmeye hazır olduklarını dile getirdi.

Konuk bakan, hem Çin hem de Türkiye’nin dünya çapında büyük ülke ve yükselen ekonomiler olduğunu vurgulayarak, "Aramızda bazı sorunlar olmasına rağmen, iş birliğimizin gelişme potansiyeli hala çok büyüktür. Türk tarafıyla iş birliğimizi ve karşılıklı güvenimizi daha da güçlendirmeyi arzu ediyoruz ve bu bağlamda ilişkilerimizi daha da ileriye götürmeye hazırız." diye konuştu.

Çavuşoğlu, ABD Başkanlığına Seçilen Trump'ı Tebrik Etti

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 2016 başkanlık seçimlerini kazanarak ABD'nin yeni başkanı seçilen Donald Trump'ı tebrik etti.

Çavuşoğlu, sosyal medyada Twitter hesabı üzerinden paylaştığı mesajında, Trump'ı tebrik ederek, "ABD ile güvene dayalı stratejik iş birliğimizi güçlendirme arzusundayız." ifadelerine yer verdi.

 

Çavuşoğlu'dan Almanya açıklaması

Dışişleri Bakanı Mevlüt ÇavuşoğluBosna Hersek Dışişleri Bakanı İgor Crnadak ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Dışişleri Bakanlığı Resmi Konutu'nda ortak basın toplantısı düzenledi. 

Bakan Çavuşoğlu, Rakka operasyonuna ilişkin bir soru üzerine, bu konu üzerinde Türkiye'nin başından beri ortaya koyduğu stratejinin belli olduğunu ve operasyondan sonraki aşamanın çok iyi planlanması gerektiğini belirtti.

Rakka'ya yanlış gruplarla ve özellikle başka terör örgütleriyle gitmenin yanlış olduğunu başta ABD olmak üzere herkese anlatmaya çalıştıklarını söyleyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"ABD başından beri Rakka'nın kuşatılması stratejisinde YPG ya da demokratik güçlerin rolü olabileceğini söyledi. En son (ABD Genelkurmay Başkanı Joseph) Dunford'un ziyaretinde de 'sadece kuşatmada yer alacaklar, Rakka'nın içine kesinlikle girmeyecek' dediler. Bunun böyle olmasını temenni ederiz. Özellikle ortaklarımızın verdiği sözü tutmasını her zaman bekleriz. Biz Türkiye olarak verdiğimiz sözü sonuna kadar tutuyoruz. Münbiç'te verilen söz henüz tutulmadı. Dolayısıyla tüm bu anlaşmalara rağmen biz de temkinli davranıyoruz ve tedbirlerimizi de alıyoruz. Esasen yerel güçlerle ve koalisyon içindeki ülkelerin özel kuvvetleriyle Rakka'da da operasyon başarılı bir şekilde sonuçlanabilir ve bu şekilde yerel halkın da desteği kazanılabilir ama YPG gibi teröristlerin şehre girmesi demek halkın belki de DEAŞ'a destek vermesi demektir. Çünkü iki şeytan arasında halkı tercih yapmaya bırakmamalıyız.

ABD, YPG'ye silah vermediğini söylüyor. Kobani'den bu yana silah verildiğini biz biliyoruz. Bu silahların bir kısmını da Türkiye'de PKK'nın elinde yakaladık. Zaten PKK ile YPG arasında hiçbir fark yoktur. Kimse bize bunun tersini anlatmasın veya ikna etmeye çalışmasın. Biz biliyoruz gerçekleri. O nedenle ABD'nin böyle bir terör örgütüne silah vermesi doğru değil. En son YPG'liler zaten bu kuşatma operasyonunun içinde yer almalarını bile nasıl suistimal ettiler ve ABD'nin de kendilerine silah verdiğini itiraf ettiler. Dolayısıyla biz ABD'nin YPG'ye silah verdiğini biliyoruz ve vermemeleri konusunda da Dunford'un ziyaretinde de arkadaşlarımız gerekli mesajı vermiştir."

"Tüm teröristlerin Almanya'yı seçmesi tesadüf değil"

Bakan Çavuşoğlu, Almanya ile yaşanan gerginliğin Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile yapılan diyalogla bir ilgisi olmadığını belirtti. Almanya'nın her zaman Türkiye'den değil, Türkiye karşıtı olan inisiyatiflerden yana olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, bugün 4 binden fazla PKK'lıyı istediklerini ancak birinin bile geri verilmediğini ifade etti. PKK'lıların Almanya'nın her yerinde terör örgütü için para topladığını vurgulayan Çavuşoğlu, bunun Almanya yönetimi tarafından da çok iyi bilindiğini anlattı.

İsviçre'den iki terörist istediklerini ve bu iki teröristin de Almanya'ya sınır dışı edildiğini, DHKP-C'lilerin de Almanya'da faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydeden Çavuşoğlu, "Tüm teröristlerin Almanya'yı tercih etmesi tesadüf değildir. Şimdi FETÖ'cülere kucak açan bir Almanya. Türkiye'de tüm terör faaliyetlerini gerçekleştiren teröristlere en çok desteği veren ülke Almanya. Dolayısıyla biz de Almanya'ya tepkimizi gösteriyoruz. Yaptıkları açıklamalara baktığınız zaman da bu art niyeti görüyorsunuz." diye konuştu.

Steinmeier ile diyaloğu sürdürdüklerini belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Kendisine Türkiye'ye ziyaret için de bir tarih belirlemeye çalışıyoruz ama Türkiye'de de biz gerçekten çok yoğunuz, çok işimiz var. Diplomaside karşılıklılık esası önemlidir. Bir dışişleri bakanı ikili bir görüşme talebinde bulunduğu zaman, görüşme talebinde bulunduğu bakanın olduğu yere gider. Nezaket kuralı bunu gerektirir. Telefonla görüşmek istediği zaman da karşı tarafın uygun olduğu bir zamanı kabul etmek doğaldır. Ama bazı Batılı arkadaşların şöyle bir anlayışı var; biz büyük bir ülkeyiz, biz koskoca Almanya'yız, biz koskoca şuyuz, buyuz. Dolayısıyla Türkiye'nin bakanı ben ne zaman görüşmek istesem o zaman benimle görüşmek zorunda. Böyle bir şey yok, kusura bakmayın. Biz de burada boş gezmiyoruz, yan gelip yatmıyoruz. Biz de yoğunuz. Dolayısıyla benimle görüşmek istiyorsan benim uygun olduğum şartı da sen gözetmelisin. Orta yolu buluruz. Avrupalı arkadaşlarımızda bu anlayışın bir kere değişmesi gerekiyor. Yani, kendileri birinci sınıf, Türkiye ve Balkan ülkeleri ikinci sınıf anlayışından kurtulmaları gerekiyor. Ben her zaman tüm dışişleri bakanlarıyla her şartta görüşmeye hazırım ama bizi eşit bir ortak olarak görmeleri gerekiyor, saygı da duymaları gerekiyor. Bizim çünkü anlaşamadığımız konularda bile her zaman muhataplarımıza saygımız, nezaketimiz vardır."

Çavuşoğlu: Teröre destek verirseniz yargı sizden hesap sorar

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Teröre destek verirseniz yargı sizden hesap sorar. Hukuk çerçevesinde hesap sorulur. Bugüne kadar Avrupa Birliği ve bazı ülkeler bize hep demokrasi dersi, akıl vermeye çalışıyor. Hatta 'Çözüm Süreci'ni ne zaman geri getireceksiniz' diye soruyorlar. Bugüne kadar PKK'ya 'silahı bırak, terörle bir yere varamazsın' açıklamasını ben hiç duymadım. Aynı şekilde HDP'ye de 'artık siz meclistesiniz terörle aranıza mesafe koyun' diyen bir ülke ya da AB'den herhangi bir yetkiliyle de karşılaşmadım. Tam tersi PKK'lı teröristler Avrupa ülkelerinde serbestçe dolaşıyorlar" dedi.

Çavuşoğlu: Teröristleri iade edin ya da gerekli cezayı çeksinler

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, resmi ziyaret için bulunduğu İsviçre'nin başkenti Bern'de mevkidaşı Didier Burkhalter ile ortak basın toplantısında konuştu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki (AİHM) ​Perinçek davası sebebiyle iki ülke ilişkilerine gölge düştüğünü hatırlatan Çavuşoğlu, bu konudaki mahkeme kararının "tarihi siyasi çıkarlara alet etmek isteyenler"e önemli bir rehber niteliğinde olduğunu kaydetti. Bakan Çavuşoğlu, bu tür konuların ilişkileri zehirlemesine müsaade etmemek gerektiğini belirtti.

Çavuşoğlu, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında sığınmacılara yönelik Geri Kabul Anlaşması'nın üçüncü tur görüşmelerinin Aralık'ta yapılacağını ifade etti.

"Güneydoğu'da OHAL'i biz kaldırdık"

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından Türkiye'de ilan edilen olağanüstü hale (OHAL) de değinen Çavuşoğlu, iktidara geldiği ilk dönemde AK Parti hükümetinin Güneydoğu'daki OHAL'i kaldırdığını hatırlattı.

Paris'teki saldırıların benzerinin Türkiye'de defalarca meydana geldiğini ancak Türkiye'nin buna rağmen OHAL ilan etmediğinin altını çizen Çavuşoğlu, "Ama darbe girişiminden sonra başka seçeneğimiz yoktu. Bu darbe girişimcilerine karşı zamanlıca etkin tedbirler almak durumundaydık. Bu süreçte bizim en önemli ortağımız Avrupa Konseyi ve ilgili kurumlarıdır. Avrupa Konseyinin ilgili kurumlarının tavsiyelerini dikkate almak bizim de önceliğimizdir." diye konuştu.

İdam cezası tartışmalarını da değerlendiren Çavuşoğlu, bu konuda darbe gecesi yaşananları ve halkın duygularını siyasetçi olarak iyi anlayıp analiz etmek gerektiğini belirterek, "Birçok ülke, en son ABD'den de buna benzer açıklamalar geldi. Daha yeni yeni Ankara'da, İstanbul'da, Türkiye'de o gece neler olduğunu anlamaya başladılar." ifadelerini kullandı.

Bakan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Bizdeki OHAL uygulaması da yasalarımıza ve anayasamıza uygun bir şekilde ilan edilmiştir. İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 15. maddesine de uygun şekilde ilan edilmiştir tıpkı Fransa'nın yaptığı gibi. Tabii burada önemli olan bu sürecin gayet şeffaf bir şekilde ilerlemesidir. Şimdi bazı konularda işbirliğinin uluslararası hukuka uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladınız. Bizim de esasen İsviçre ve diğer ülkelerden terör konusundaki taleplerimiz tamamen uluslararası hukuk çerçevesindedir. PKK ve yine terör listesinde olan DHKP-C'ye yönelik tedbir alınmasını veya o teröristleri bize iade etmenizi biz uluslararası hukuk çerçevesinde istiyoruz. Kendi hukukunuza uygun bir şekilde de bu evrensel hukuktur, İsviçre bu konuda örnektir, tedbirler alınmasını istiyoruz. Yoksa bu teröristleri şuradan ırmağa ya da göle atmanızı istemiyoruz biz ya bize iade edin ya da gerekli cezayı çeksinler diyoruz.

Didier'e "Türk toplumundan kesimlerle bir araya gel" önerisi

Çok sayıda değişik görüşten Türk toplumunun temsilcileriyle bir araya geldiğini anlatan Çavuşoğlu, hepsinin birleştiği noktanın gördükleri ciddi baskı olduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, "FETÖ'ye karşı açıklama yaptıkları için bugün hava alanlarında girerken çıkarken bile çok ciddi özgürlüğü kısıtlayıcı muamelelere tabii tutulduklarını söylüyorlar. Medya özgürlüğüne çok önem veriyoruz ama bugün görüştüğüm burada yerel medya mensuplarının da aynı baskı altında olduğunu kendileri bana söylediler. Bugün dostum Didier'e İsviçre yetkililerinin Türk toplumunun temsilcileri ve bu şikayet eden kesimlerle bir araya gelmesini ve onları samimi şekilde dinlemesini tavsiye ettim." diye konuştu.

Suriye için çözüm arayışları

Suriye krizine çözüm arayışlarına ilişkin bir soruya cevaben, iki ülkenin çözüm konusunda aynı görüşte olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Maalesef bugüne kadarki çabalar ne samimiydi ne de başarıyla sonuçlandı. Çözüm konusunda da aynı fikirdeyiz." dedi. 

"DAEŞ ve El-Nusra'nın yanında PKK'nın da kara listeye alınmasını beklerdim"

Bakan Çavuşoğlu, mevkidaşı Burkhalter'in terör örgütlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede PKK'nın yer almaması üzerine, "Öncelikle DAEŞ ve El-Nusra'nın yanında PKK'nın da kara listeye alınmasını beklerdim. Çünkü PKK da Avrupa'nın ve dünyanın terör listesindedir. Umarız bir tercüme hatası olmuştur." dedi.

"Girişimin arkasında FETÖ'ye bağlı tüm kuruluşlar var"

Çavuşoğlu, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturma sürecine ilişkin bir soruya karşılık, FETÖ'nün Türkiye'de medya, iş dünyası ve devlet kurumlarını hedef aldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu amaçla da çok sayıda medya kuruluşu, radyodan tutun da gazetelere kadar Türkiye'de, bu FETÖ terör örgütüne bağlı bir şekilde faaliyetlerini ve illegal faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu FETÖ'ye bağlı basın kuruluşları daha önceki yıllarda diğer gazeteciler buna Oda Tv, Oda Tv'ye bağlı gazeteciler Ahmet (Şık) , Nedim (Şener) ve Soner'in (Yalçın) hapse atılması dahil, o gruplar aleyhinde sahte delil üretmede çok aktif olmuşlardır."

Gazeteci Nedim Şener'in "FETÖ'ye bağlı gazetecileri gazeteci olarak görenlere saygım yok" sözlerini hatırlatan Çavuşoğlu, "Şimdi bir tercih yapacağız. Bizi sürekli eleştiren Nedim gibi gerçek gazetecilerin mi tarafında olacağız, yoksa onun tanımladığı çerçevedeki FETÖ'ye bağlı kişileri mi gazeteci sayacağız, hangisini gazeteci sayacağız?" diye konuştu.

Pages

Subscribe to RSS - çavuşoğlu